Genel Kültür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Genel Kültür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Barış Manço’nun Şarkılarının Sevilmesinde Türkçenin Zenginliklerine Yer Vermesinin Etkisi Nedir?

 

Barış Manço’nun Şarkılarının Sevilmesinde Türkçenin Zenginliklerine Yer Vermesinin Etkisi Nedir?


Barış Manço’nun şarkılarının geniş kitleler tarafından sevilmesinde Türkçenin zenginliklerini yer vermesinin önemli bir payı vardır. Barış Manço kendini geliştirmiş, çok okumuş, gezmiş  ve ülkesini çeşitli dünya ülkelerine tanıtmıştır. Çok kültürlü, donanımlı, vatansever bir insandır.


 *Şarkılarında deyimler ve atasözleri kullanmıştır. Barış Manço, şarkı sözlerinde atasözleri ve deyimlere sıkça yer vermiştir. Bu ifadeler, dinleyicide tanıdıklık ve samimiyet duygusu oluşturur. Çünkü yaşamla iç içe olan eserler yazmıştır. Halk ile bir bütün olmuş bir sanatçıdır. Ana diline çok önem vermiş ve ana dilini yabancı ülkelerde tanıtmıştır. Örneğin; Japonya  gibi.


*Halk Kültürüyle Bağ Kurmuştur.  Halk müziği ile Rock müziğini birbirine katmıştır ve Anadolu Rock müziğinin öncülerinden olmuştur. Kültüründen kopuk yaşamamıştır. Dinleyici, şarkılar aracılığıyla kendi kültürünü ve kimliğini hisseder. Şarkılarında masallar, efsaneler, gelenekler ve Anadolu insanının yaşamından kesitler yer alır. Şarkıları her yaş grubuna hitap eder. Örneğin; Arkadaşım Eşek şarkısı, bal böceği şarkısı çocukların en sevdiği şarkılarındandır. 


Şarkılarını yalın ve içten yazmıştır. Herkesin anlayabileceği bir dil kullanmış, mecaz anlamlara da yer vermiştir. Topluma da çeşitli mesajlar vermiş ve insanlığa örnek bir sanatçı olmuştur. Sevgi, barış, dostluk, ölüm, yaşam gibi evrensel temaları; Türkçenin incelikleriyle anlatır. Böylece hem yerli hem de evrensel bir sanatçı kimliği kazanır. Dinleyiciyle güçlü bir bağ kurmuş. Kültürel değerleri yaşatmış. Şarkılarını zamansız hâle getirmiştir.

bb

İlk Bilgisayarın Büyüklüğü Ağırlığı Bugünkülerden Ne Kadar Farklıydı?

 

İlk Bilgisayarın Büyüklüğü, Ağırlığı Bugünkülerden Ne Kadar Farklıydı?


Bir zamanlar oda dolduran bilgisayarlar, bugün cebimize sığacak kadar küçüldü  üstelik milyonlarca kat daha güçlü hale geldi.

Örneğin; ENIAC (1945)

Büyüklük: Yaklaşık bir spor salonu / büyük bir oda ( 150–170 m²)

Ağırlık: 30 ton

Teknoloji: 18.000’den fazla vakum tüpü

Enerji tüketimi: Küçük bir mahalleyi besleyecek kadar

Performans: Bugünkü en basit hesap makinelerinden bile daha yavaştı.


Günümüz Bilgisayarları

Dizüstü bilgisayar:

Ağırlık: 1–2,5 kg

Boyut: Bir çanta kadar

Akıllı telefon:

Ağırlık: ≈ 180–220 gram

Cepte taşınabilir

Performans: ENIAC’tan milyonlarca kat daha hızlı

Bir zamanlar oda dolduran bilgisayarlar, bugün cebimize sığacak kadar küçüldü — üstelik milyonlarca kat daha güçlü hale geldi.

Renkli televizyonlar ne zaman yaygınlaştı?

Cevap:  Renkli televizyonlar teknik olarak 1950’lerde ortaya çıktı, ancak halk arasında yaygınlaşması 1960’lar sonu–1980’ler arasını buldu. Yaygınlaşma ülkeden ülkeye oldukça farklı ilerledi.


Radyo, icat edildiği dönemde hangi işlevlerde kullanılıyordu?

Cevap: Radyo ilk icat edildiğinde (1890’lar – 1920’ler) bir eğlence aracı değil, haberleşme ve güvenlik teknolojisi olarak kullanılıyordu. Bugünkü “müzik ve program” odaklı radyodan çok farklı işlevleri vardı. Ordu birlikleri arası haberleşme

Cephe–karargâh iletişimi

Deniz kuvvetleri koordinasyonu

Radyo; Özellikle I. Dünya Savaşı sırasında radyo stratejik bir silah haline geldi.

bb

Etkili İletişimin Önündeki Engeller Nelerdir?

 

Etkili İletişimin Önündeki Engeller Nelerdir?


Etkili iletişimin olması için insanların birbirine karşı nezaketli olması, birbirini iyi dinlemesi, ön yargılı olmaması vb gereklidir. Etkili iletişimin önündeki engeller şunlardır:


1) Ön Yargılar

Kişinin, karşısındakini daha konuşmaya başlamadan yargılaması, söylediklerini yanlış yorumlamasına neden olur. Mesela hiç tanımadığı kişi hakkında genel bir yargıya varmak kişiler arası iletişimi olumsuz etkiler.

2) İletişim Kurma İsteksizliği

Konuşmaya açık olmamak, isteksizlik veya ilgisizlik etkili iletişimin önüne geçer. İletişimi başlatma kibarlığını gösterememe de iletişim kurmayı engeller.


3) Dinlememe

Karşıdaki kişi konuşurken dikkatini vermemek, sadece cevap düşünmek veya başka şeylerle meşgul olmak iletişimi bozar.

4) Duygusal Engeller

Kızgınlık, üzüntü, stres, kaygı gibi duygular kişinin doğru iletişim kurmasını engeller.

5) . Dil ve Anlatım Bozuklukları

Kendini açık ifade edememek, fazla karmaşık cümleler kurmak veya yanlış kelimeler kullanmak anlaşılmayı zorlaştırır.

5. Empati Eksikliği

Karşıdaki kişinin duygu ve düşüncelerini anlamaya çalışmamak iletişimi zayıflatır. Empatiden yoksun insanlar birbirini anlayamazlar. Ön yargılı olurlar ve bu da iletişime engel olur.

6. Beden Dilinin Yanlış Kullanımı

Göz teması kurmamak, sert mimikler, alaycı bir ton veya kapalı beden dili iletişimi olumsuz etkiler.

7. Gürültü ve Fiziksel Ortam Engelleri

Kalabalık, yüksek ses, rahatsız edici ortamlar iletişimi kesintiye uğratır.

8. Bilgi Eksikliği veya Fazlalığı

Konuyla ilgili hiç bilgi sahibi olmamak ya da gereksiz ayrıntılara boğmak anlamayı güçleştirir.


9. İletişim Kurma İsteksizliği

Konuşmaya açık olmamak, isteksizlik veya ilgisizlik etkili iletişimin önüne geçer.

10. Kültürel Farklılıklar

Değerler, davranış biçimleri ve iletişim tarzlarının farklı olması yanlış yorumlamalara yol açabilir. Kültürel farklılıkların olması da iletişime engel olabilir.

bb

Farklı Ülkelerden Çocuklar Hangi Nesnelerle Oynuyor?

 

Farklı Ülkelerden Çocuklar Hangi Nesnelerle Oynuyor?


Farklı ülkelerden çocukların hangi nesnelerle oynadığına dair araştırmalarım şunlardır:

Örneğin; Brezilya’daki çocuklar futbol topu ile oynarlar. Çünkü bu ülkede futbol topu sokak kültürünün en önemli nesnesidir ve kalbidir. Ayrıca dönen topaç, tahta döner top, sapan benzeri oyuncaklar ile de  oyunlar oynanır.

Hindistan: Uçurtmalar, bilyeler, küçük ve büyük sopa ile oynanan oyunları vardır.

Japonya: İpli top ve tahta oyunları vardır. Origami yaparlar. Bu da kağıttan değişik şekiller ortaya çıkarılır ve çok güzel bir kağıt katlama sanatıdır origami. Çarklar ile oynarlar. Tahta kule vurma oyunları vardır.


Amerika Birleşik Devletleri: Nerf tabancaları, oyuncak arabalar, legolar gibi oyunları oynarlar.

Norveç: Kar kızakları, ağaç dallarından yapılan kılıçlar, legolardan değişik türde oyuncaklar yapma,  tahta ve plastik hayvan figürleri ile değişik oyunlar oynanır.

Kendi ülkemiz olan Türkiye’mizi yazmadan geçemeyeceğim.


Türkiye: Seke sek oyunu, beş taş oyunu, yakan top, futbol, birdir bir, mendil kapmaca, yağ satarım bal satarım oyunu, bilye, uçurtma vb gibi oyunlarımız vardır.

Genel anlamda baktığımızda top, tahta, ağaç dalları, legolar farklı ülkelerdeki çocukların oynadığı nesnelerdir diyebiliriz.

bb

Sizce Ankara’nın Milli Mücadele’nin Merkezi Olmasının Sebebi Nedir?

 

Sizce Ankara’nın Milli Mücadele’nin Merkezi Olmasının Sebebi Nedir?


 Kurtuluş Savaşı yıllarında Anadolu milli mücadelenin merkezi olarak seçilmiştir.  Ankara’nın Milli Mücadele’nin merkezi olmasının sebepleri şunlardır:

*Coğrafi Konumu Uygunluğu: Ankara, Anadolu’nun ortasında yer alır. Bu konum, hem doğu-batı hem de kuzey-güney yönünde ulaşımı kolaylaştırmıştır.

*Ulaşım ve haberleşme kolaylığı: Ankara, o dönemde Anadolu’nun önemli demiryolu hatlarından biri üzerindeydi. İstanbul’dan ve Batı Anadolu’dan gelen demiryolu hattı Ankara’ya kadar uzanıyordu. Bu sayede  hem cephelere asker ve malzeme sevkiyatı, hem de iletişim daha kolay yapılabiliyordu.


* Halkın Milli Mücadeleye her türlü desteği sağlaması: Ankara halkı milli Mücadeleye her türlü desteği veriyordu ve düşmanlara karşı  direniş cemiyetler kurulmuştu.

* Askeri açıdan diğer yerlere göre daha güvenli bir bölge olması: Ankara, işgal güçlerinin ulaşamayacağı kadar iç kesimdeydi. Bu sayede, millî kuvvetlerin güven içinde örgütlenmesi mümkün olmuştur.


* Siyasi ve idari uygunluk: Osmanlı Devleti’nin başkenti olan İstanbul, işgal altındaydı. Bu nedenle bağımsız bir yönetim oluşturmak için güvenli bir merkez gerekiyordu. Orası da ancak Ankara oluyordu.

* Mustafa Kemal Atatürk’ün stratejik tercihi gibi nedenlerden dolayı Ankara Milli Mücadelenin merkezi olarak seçilmiştir. Böylece hem cephelere kolay ulaşabiliyor, hem de Anadolu’nun farklı bölgeleriyle iletişimi sağlıklı biçimde sürdürebiliyordu.

bb

RTÜK’ Ü Daha Önce Duydunuz Mu? Sizce Bu Kurulun Görevleri Neler Olabilir?

 

RTÜK’ Ü Daha  Önce Duydunuz Mu? Sizce Bu Kurulun Görevleri Neler Olabilir?


RTÜK’ü daha önce duydum. RTÜK’ün açılımı;   6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun. Belli başlı görevleri vardır.


Rtük’ün belli başlı görevleri şunlardır:


İdari ve mali düzenlemeler yapar.

Radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetleri için yayın lisanları verir.

 Yayıncıların hukuki ve teknik sorumlulukları yerine getirip getirmediğini denetler, getirmeyenlere gereken cezalar verilir.


Yayınların toplumun manevi ve milli değerlerine, genel ahlaka ve aile yapısına ve ana dilin doğru konuşulup konuşulmadığına bakar ve bunları denetler.

Reklam ve ticari iletişim düzenlemesi yapar. Reklamlarda haksız rekabet ve çocukları amaç edinen istismar uygulamalarını engeller.

İzleyicilerden gelen şikayetleri değerlendirir ve ilgili yerlere gereken uyarılar yapılır  ve gerekiyorsa yüklü miktarda cezalar verir.

 Kamu spotu ve bilgilendirme görevleri vardır.  Toplumsal bilinçlenme kampanyalarına destek sağlar

 Yabancı ülkeler ve uluslararası kuruluşlarla yayıncılık alanında iş birliği yapar.

Yayıncıların teknik kalitesini belirleyen standartları oluşturur.


Yayınları yedi yirmi dört izler ve rapor eder.

Yayıncılık sektörünün demokratik, çoğulcu ve tarafsız bir yapıda gelişmesini sağlar.

Kurulun kendi bütçesini oluşturur ve yönetir.

bb

Hiç Karsambaç Yediniz Mi? Sizce Nasıl ve Neyle Yapılıyor? Söyleyiniz.

 

Hiç Karsambaç Yediniz Mi? Sizce Nasıl ve Neyle Yapılıyor? Söyleyiniz.


Hiç karsambaç yemedim ama nasıl bir gıda olduğunu araştırdım ve öğrendim.  Karsambaç veya karlamaç, rendelenmiş buz veya temiz karın   üzerine tatlı bir  şurup  eklenerek hazırlanan bir tatlıdır. Türkiye'nin güney illerinde daha çok rastlanan bir tatlıdır. Yayla kültürü olan bölgelerde tüketilir. Genelde güney illerinde tüketilse de İç Anadolu Bölgesi'nin kimi illerinde de karsambaç yapılmakta ve tüketilmektedir.  


 Karsambaç atlı tatlı Osmanlı Devleti’nde kullanılan geleneksel yiyecektir.  Kar temiz bir hale getirilir ve daha sonra üzerine pekmez dökülür. Ya da dilerseniz farklı tatlı şuruplarından kullanılabilir. Kar toplarken dikkat edilmesi gereken  unsurlar vardır. Bunlar şunlardır: Öncelikle karın üst tabakasını ince olarak alıp atmak gerekir. Çünkü bu yerleri tozla kaplanmış olan yerleridir. Böylece havadaki toz ve diğer parçacıkların temas ettiği kısım atılmış olur. Altta hava ile uzun süre temas etmemiş olan kar kürek veya kaşık  yardımıyla toplanır. 


Karın zemindeki sularla,  toprak ve otlarla  temas etmemiş olmasından emin olmak için karın her küremede kuru ve beyaz olmasına dikkat edilmelidir. Böylece kar tertemiz olur ve üzerine istenilen tatlı şuruplarından dökülür. Dileyen üstüne anne de ekleyebilir. Karın o soğuk hali  ve şerbetin  lezzeti ağızda güzel bir tat bırakır

bb

Mustafa Kemal Atatürk’ün Yazdığı Nutuk Adlı Eserin Önemi Nedir?

 

Mustafa Kemal Atatürk’ün Yazdığı Nutuk Adlı Eserin Önemi Nedir?


Mustafa Kemal'in 15-20 Ekim 1927 tarihleri arasında ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi binasının salonunda milletvekillerine hitaben yaptığı, aralıklı olarak altı gün ve toplam otuz altı saat süren konuşmanın metnidir. Mustafa Kemal Atatürk bu uzun ve ayrıntılı konuşmasıyla, 19 Mayıs 1919’da başlayan Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın hangi şartlar içinde yapıldığını, Cumhuriyet’in ne gibi zorluklar sonucunda kurulduğunu anlatan önemli bir söylevdir. Mustafa Kemal Nutuk'ta söylediği sözleri bir belgeye dayandırmış, bu tarihi konuşmanın sonunda elde edilen başarıyı Türk gençliğine emanet etmiştir. Nutuk, bu özellikleri ile yakın tarihimizi aydınlatan, eşsiz bir belgedir. Mustafa Kemal bu eserinde yaşadığı her türlü ihanetleri, yalanları, dolanları bir bir ortaya koymuştur. Kimin dost gibi görünüp düşman olduğunu, kimin gerçek vatansever olduğunu nutukta dile getirmiştir. Kurtuluş Savaşını engellemek için oynanan türlü  oyunları tek tek belgelerle ispatlamış ama kurtuluş mücadelesinden vazgeçmediğini anlatmıştır bu eserinde Mustafa Kemal Atatürk.


Nutuk’ta geçen kimi alıntılar şunlardır:

“Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir.”

“Oysa, bütün vatanın ve koskoca bir ulusun, ölüm kalımı söz konusu olurken, yurtseverim diyenlerin kendi sonlarını düşünmesine yer var mıdır?”
“İnsaf ve merhamet dilenmek gibi bir ilke yoktur. Türk milleti Türkiye’nin gelecekteki çocukları, bunu bir an akıllarından çıkarmamalıdırlar."


"Bizim gözümüzde çiftçi, çoban, işçi, tüccar, sanatkâr, doktor, kısaca bütün vatandaşların hak, menfaat ve hürriyeti eşittir."
“Bizim Amerikan mandasını tercih etmekten amacımız, bütün toplumları tutsak eden, kalpleri, vicdanları söndüren İngiliz mandasından kurtulmak, sakin ulusların vicdanlarına saygılı olan Amerika'yı kabul etmektir. Yoksa asıl iş para meselesi değildir.”

bb

Tür Mutfağının Yöresel Çorbalarıyla İlgili Bir Araştırma Yapınız.

 

Tür Mutfağının Yöresel Çorbalarıyla İlgili Bir Araştırma Yapınız.


Türk Mutfağının yöresel çorbaları; tarhana çorbası, ezogelin çorbası, yayla çorbası,  düğün çorbası, lebeniye çorbası, beyran çorbası, ayran aşı çorbası, tutmaç çorbası, karalahana çorbası, yuvalama çorbası, işkembe çorbası, mahluta çorbası, alaca çorbası ve daha da çoğaltabiliriz.


İşkembe çorbası: Ülkemizde genel olarak her bölgede yapılan bir çorbadır. İşkembe çorbasının malzemeleri şunlardır: İşkembe, sirke, sarımsak, baharatlar. Dileyen yumurta ve un katarak çorbayı kendi damak tadına daha uygun hale getirebilir. Bu çorba kemiklerin sağlığı için, kişinin bağışıklığını güçlendirmek için yapılan harika bir çorbadır. Özellikle de soğuk havalarda tüketilir ki kişiye daha faydalı olsun.

Lebeniye çorbası: Bu çorba Diyarbakır, Gaziantep ve Şanlı Urfa yöresinde daha çok yapılır. Nohut, pirinç, et ve yoğurtla yapılan enfes bir çorbadır. Bu çorba  Arap mutfağından  Türk mutfağına uyarlanmış bir çorbadır.


Ayran Aşı Çorbası: Yoğurt,, yarma(buğday), nohut ve baharatlar ile yapılan enfes bir çorbadır. Soğuk da tüketilebilir sıcak da tüketilebilir.

Tarhana çorbası: Ülkemizin genelinde yapılan çorba türüdür. Yoğurt, domates, un, biber ile yapılır, kurutulur ve bir hafta kadar güneşte bekletilir. Besleyici ve şifalı bir çorbadır.

bb

Dede Korkut Kimdir?

 

Dede Korkut Kimdir?


Dede Korkut ya da diğer adı ile Dedem Korkut; Türk edebiyatının en önemli ve en eski eserlerinden biri olan Dede Korkut Hikayelerinin  bilge bir anlatıcısıdır. Oğuz Türklerinin destansı kahramanlık hikayelerini anlatan Dedem Korkut, aynı zamanda Türk kültürünün, geleneklerinin ve değerlerinin te taşıyıcısıdır. Dede Korkut Hikayelerinde işlenen konula şunlardır: Sadakat, aile bağları, cesaret,  doğruluk, dürüstlük, adalet, içten dualar  vardır. Ayrıca Türk milletinin tarihsel yaşam biçimini, inançlarını ve sosyal yapısını da yansıtır bu hikayeler. Hikayelerdeki kahramanlar, zorluklar karşısında gösterdikleri dirayet ve erdemleriyle okuyuculara ilham verir. 


Dede Korkut Hikayeleri günümüzde de Türk Kültürünün ve edebiyatının temel taşlarından biri olarak değerini korumakta ve kuşaktan kuşağa aktarılmaya devam etmektedir.  Deli Dumrul, Dirse Han, Kazan Bey, Bamsı Beyrek,  Banu Çiçek, Burla Hatun, Başat, Bayındır Han gibi kahraman adları vardır.

Dede Korkut Hikayelerinde geçen özlü sözlerden bazılarına örnek vereceksek şunları yazabiliriz:


“Dedem der, "Fakir ve miskinin hayır görmediği cimri zenginler yağmalansa daha iyi."

"Geçen günün geçmiştir, gelen günün hayra dönsün"

“Ecel vakti ermeyince kimse ölmez, Ölen adam dirilmez, çıkan can “geri gelmez."

“Eski pamuktan bez olmaz, eski düşman dost olmaz.”

bb

Orhun Yazıtlarının Özellikleri

 

Orhun Yazıtlarının Özellikleri


 Orhun Abideleri,  Orhun Kitabeleri olarak da bilinmektedir. Türklerin bilinen ilk alfabesi olan Göktürk alfabesi ile yazılmıştır. Orhun yazıtları Bilge Kağan, Kül Tigin ve Tonyukuk adına yazılmış eserlerdir. Orhun yazıtları Yollug Tigin tarafından yazılmıştır. Ancak Tonyukuk kendi kitabesini kendisi yazmıştır. 


Türklerin siyasal, sosyal ve ekonomik yaşamları hakkında bilgi veren kitabelerdir. Tarihte bilinen ilk yazılı kaynaklardır.  Bu kitabeler, Türk dilinin bilinen ilk yazılı kaynakları olması nedeniyle dilimizin tarihi ve gelişimi açısından oldukça önemli bir yere sahiptir. Ülkemizde   Orhun Yazıtları ile ilgili ilk kitap 1924 yılında Türkolog  Necib Asım  tarafından Osmanlı Türkçesi ile yazılmış ve Orhun Abideleri adıyla yayımlanmıştır. Orhun ırmağı yatağında bulunan kitabeler, Danimarkalı dilbilimci Wilhelm Thomsen tarafından okunmuştur. Söylev tarzında yazılmış bir eserdir. Kitabelerin yazımında kullanılan dil son derece gelişmiş ve işlenmiş bir dil olarak ifade edilebilir.


 Orhun kitabeleri ilk kez 1889 yılında bulunmuştur. Moğalistan da Orhun vadisinde bulundukları bilinmektedir. Kitabelerin 4 cepheden oluştuğu bilinmektedir. Bir cephesinin Çince diğer üç cephesinin ise Göktürk Türkçesi ile yazıldığı söylenebilir.

bb

Aziz Sancar İle Görüşme İmkanınız Olsaydı Ona Neler Sorardınız?

 

Aziz Sancar İle Görüşme İmkanınız Olsaydı Ona Neler Sorardınız?

 

Aziz Sancar, Türk-Amerikalı doktor, akademisyen, biyokimyager ve moleküler biyologdur. 2015 yılında, Tomas Lindahl ve Paul L. Modrich ile birlikte DNA onarımına ilişkin çalışmaları nedeniyle Nobel Kimya Ödülü'ne layık görülmüştür Çalışkan, dürüst ve  onurlu bir bilim insanıdır. Aziz Sancar’a şu soruları sorardım:


Her gün kaç saat çalışıyorsunuz?

Çok çalışmak mı sizi başarılı kıldı yoksa verimli çalışmak mı?

Bu kadar büyük bir başarıya imza attınız ve ülkemizi gururlandırırsınız. Bu konuda neler hissediyorsunuz?


Çocukken de bilime meraklı mıydınız, sizi kim yola  yönlendirdi?

Başarmak için sadece çalışmak yeterli midir?

Çocukken hayaliniz neydi?

Ailenizin başarınızda etkisi olduğunu düşünüyor musunuz,  bu konu hakkında neler söylersiniz?

Bilim insanı olmak için neler yapmam gerekir?

 Ödülünüzü neden Mustafa Kemal Atatürk’e adadınız?

Kaç yıldır yurt dışında yaşıyorsunuz, yurt dışında eğitim görmenin size ne gibi faydaları oldu?


Bizim de  beyin göçü alan ülke olmamız için ülkemizde ne gibi çalışmaların olması gerekir?

Sizi kendime örnek alıyorum ve çok seviyorum. Bana ne gibi önerilerde bulunmak istersiniz?

Bir daha ödül almak için yeni çalışmalar yapacak mısınız?

bb

Türkiye’nin En İyi Üniversiteleri Açıklandı

 

Türkiye’nin En İyi Üniversiteleri Açıklandı


Ülkemizde en iyi üniversiteler açıklandı ve bu üniversitelerin hangileri olduğunu ve hangi şehirlerde olduğuna bir bakalım.

1. Koç Üniversitesi:  Koç Üniversitesi, 1993 yılında İstanbul'da eğitime başlamış olan bir vakıf üniversitesidir. Faaliyetlerine 400 öğretim üyesi ve yaklaşık 6900 öğrenciyle devam etmektedir.

2. Hacettepe Üniversitesi:  Hacettepe Üniversitesi. Sıhhiye yerleşkesi, Ankara'nın ilk yerleşim bölgesi olan Ulus semti ile Hamamönü semtleri arasındaki bölgede yer almaktadır. 


3. Ortadoğu Teknik Üniversitesi: Ankara’da kurulmuş bir devlet üniversitesidir.

4) Ankara Üniversitesi: Ankara Üniversitesi, Ankara'da yer alan bir devlet üniversitesidir. 13 Haziran 1946 tarihinde kabul edilen 4936 sayılı kanunla kurulmuştur. Cumhuriyet döneminde kurulan ilk üniversite olma özelliğini taşır.

5) İstanbul Teknik Üniversitesi: İstanbul Teknik Üniversitesi, kökleri 1773 yılına dayanan İstanbul'da yer alan bir devlet üniversitesi. 1773 yılında kurulan Mühendishane-i Bahrî-i Hümâyûn, III. Mustafa döneminde mühendislik eğitimi vermek için askeri bir okul olarak kuruldu. 

6) İstanbul Üniversitesi: İstanbul Üniversitesi, ana yerleşkesi İstanbul'un Fatih ilçesinde bulunan, Türkiye'nin en eski devlet üniversitesidir.


7) Gazi Üniversitesi: 1926 yılında Mustafa Kemal Atatürk'ün talimatı ile Ankara’da temelleri atılan Gazi Üniversitesi, cumhuriyetin ilk üniversitesi olma unvanını da elinde bulunduruyor.

8) İstanbul Cerrah Paşa Üniversitesi: İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, İstanbul'da yer alan bir devlet üniversitesidir

9) Sabancı Üniversitesi: Sabancı Üniversitesi, 1999 yılında İstanbul'da kurulmuş bir vakıf üniversitesidir. 

10) Ege Üniversitesi: Ege Üniversitesi, 20 Mayıs 1955 tarihinde yayımlanan 6595 sayılı kanunla 9 Mart 1956 tarihinde, İzmir'de Ege Bölgesi'nin ilk, Türkiye'nin 5. üniversitesi olarak eğitim-öğretim hayatına başlayan devlet üniversitesi.

bb

Japonların Çocuklara Öğrettiği Davranışlar

 

Japonların Çocuklara Öğrettiği Davranışlar


Japonların çocuklarına öğrettiği belli başlı davranışlar vardır. Bu davranışlar çocukların kendine olan güvenlerini artırır ve kişisel gelişimlerine katkı sağlar. Bu davranışlar şunlardır:

Birisi konuşurken dikkatli bir şekilde dinle.

İnsanlara selam ver. Soruları açık ve duyulabilir bir sesle cevapla

Başkalarına ait olan eşyaların, sana ait olmadığını anla.


Ayakkabılarını çıkardıktan sonra düzenli bir şekilde yerine koy

Giysilerinin temiz olduğundan ve kırışık olmadığından emin ol.

Gece erken yatmayı sabah ise erken kalkmayı öğren ve bu sorumluluğa kendini alıştır.

Kahvaltıyı önemse ve kahvaltısız dışarı çıkma

Dişlerini düzenli olarak her gün fırçalamaya özen göster.

Asla yalan söyleme.

Kimseyi dışlama ve kimseye dışlanmış hissettirme

Eğer birinin problemi varsa ona yardımcı ol, onu dinle ve onunla empati kur.

Kimse hakkında kötü konuşma

İnsanlarla iyi geçinmeyi, oynamayı ve bir şeyler öğrenmeyi alışkanlık haline getir.


Eğer hata yaptıysan büyük bir ciddiyetle özür dile.

Hem doğada zaman geçirip rahatlamak, hem de daha fazla hareket etmek için dışarıda oyna.

Sadece tek başına oynama. Başkalarıyla da oynayabilecek kadar sıcakkanlı ol.

bb

Teknolojik Gelişmeler Üretimle İlgili Hangi Kolaylıkları Sağlamıştır? Düşüncelerinizi Arkadaşlarınızla Paylaşınız.

 

Teknolojik Gelişmeler Üretimle İlgili Hangi  Kolaylıkları Sağlamıştır? Düşüncelerinizi Arkadaşlarınızla Paylaşınız.

 

Teknolojik gelişmeler  her alanda katkı sağladığı gibi üretim alanında da büyük katkılar sağlamıştır. Bundan dolayı da üretim alanında teknolojik araçlar kullanılmaya başlanmıştır. Bunlar traktörler, traktörler, buldozerler, kamyonlar vb’dir. Teknolojik gelişmeler sayesinde üretim alanında kolaylıklar sağlanmıştır ve insan emeğinin yerini teknolojik aletler almaya başlamış bu da zamandan ve enerjiden tasarruf sağlamıştır.  Üretim teknolojisi birçok açıdan insanlığa fayda sağlamaktadır. Bu alanda kullanılan teknoloji çok daha düşük enerjiyle çok daha fazla üretim yapılmasını sağlıyor.  İnsanlar için risk teşkil eden işlerde iş makineleri sayesinde zor olan işler daha kısa sürede yapılmaya başlanmış ve böylece hem insanlara kolaylık sağlanmış, hem de insanların hayatını riske atan zor işleri makineleri yapmaya başlamıştır.


İlerleyen dönemlerde ise yapay zekalar insanların yapamadığı birçok işi hızlı bir şekilde yaparak dünya ekonomisinin daha da gelişmesini sağlayacak.  Sanayi Devrimi ile birlikte bilim ve teknik alanında da büyük ilerlemeler başlamıştır. Bilimsel ve teknik buluşların birçoğu üretimde kullanılmıştır. 20. yüzyılda ise hem tarım hem de sanayi alanında yeni araçlar ortaya çıktı.

 

Traktör ve biçerdöver gibi araçların yaygın kullanımı ile birlikte tarımsal faaliyetler gelişmiştir. Endüstriyel üretimde kullanılan makineler ise bilgisayarın icat edilmesi ile beraber çok daha donanımlı hale getirilmiştir. 21. yüzyılda, 20 yıl içerisinde üretim teknolojisi alanında  çok sayıda yenilik ortaya çıktı. Buhar gücüyle çalışan makineler yerini sırayla elektronik, otomatik ve dijital cihazlara bıraktı. Günümüzde artık dijital bir üretim teknolojisi kullanıyoruz. Tasarım, kalite kontrol ve veri analizi dijital cihazlar ile yapılmaktadır.  Üretimde en sık kullanılan teknolojilerin başında dijital baskı gelmektedir. Tabela, afiş ve pano imalatında kullanılan dijital baskı teknikleri üretimdeki maliyeti düşürüp ürünlerdeki kaliteyi arttırmıştır.



 

bb

UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesiyle İlgili Araştırma Yapınız.

 

UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesiyle İlgili Araştırma Yapınız.


UNESCO kelimesi, İngilizce “United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization” kelimelerinin baş harfleri alınarak oluşturulmuş ve dilimizde "Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu" biçiminde karşılanmıştır.

 

İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi aşağıda yazılanlardır.

Aralık 2023 tarihi itibariyle Türkiye’nin Somut Olmayan Kültürel Miras Listelerine kayıtlı 30 adet unsuru bulunmaktadır. Bunlar da şunlardır:

1.    Meddahlık Geleneği (2008)
2.    Mevlevi Sema Törenleri (2008)
3.    Âşıklık Geleneği (2009)
4.    Karagöz (2009)
5.    Nevruz (Azerbaycan, Hindistan, İran, Kırgızistan, Özbekistan ve Pakistan ile ortak dosya (2009) (2016 yılında dosya Afganistan, Azerbaycan, Hindistan, Irak, İran, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Pakistan, Tacikistan ve Türkmenistan katılımı ile genişletilmiştir)
6.    Geleneksel Sohbet Toplantıları (Yaren, Barana, Sıra Geceleri ve diğer, 2010)
7.    Alevi-Bektaşi Ritüeli Semah (2010)
8.    Kırkpınar Yağlı Güreş Festivali (2010)
9.    Geleneksel Tören Keşkeği (2011)
10.  Mesir Macunu Festivali (2012)
11.  Türk Kahvesi ve Geleneği (2013)
12.  Ebru: Türk Kâğıt Süsleme Sanatı (2014)
13.  İnce Ekmek Yapımı ve Paylaşımı Geleneği: Lavaş, Katırma, Jupka, Yufka (Azerbaycan, İran, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkiye ile ortak dosya) (2016)
14.  Geleneksel Çini Sanatı (2016)


15.  Bahar Bayramı Hıdırellez (Makedonya ile ortak dosya) (2017)
16.  Dede Korkut-Korkut Ata Mirası: Kültürü, Efsaneleri ve Müziği (Azerbaycan ve Kazakistan ile Ortak Dosya, 2018)
17.  Geleneksel Türk Okçuluğu (2019) 
18.  Minyatür Sanatı (Azerbaycan, İran ve Özbekistan ile Ortak Dosya) (2020)
19.  Geleneksel zekâ ve strateji oyunu: Togyzqumalaq, Toguz Korgool, Mangala / Göçürme (Kazakistan ve Kırgızistan ile Ortak Dosya) (2020)
20. Hüsn-i Hat, Türkiye’de İslam Sanatında Geleneksel Güzel Yazı (2021)
21. Çay Kültürü: Kimlik, Misafirperverlik ve Toplumsal Etkileşim Sembolü (Azerbaycan ile ortak dosya, 2022)
22. İpek Böcekçiliği ve Dokuma için İpeğin Geleneksel Üretimi (Afganistan, Azerbaycan, İran, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan ile ortak dosya, 2022)
23. Nasreddin Hoca/Molla Nesreddin/Molla Ependi/Apendi/Afendi Kozhanasyr Fıkra Anlatma Geleneği (Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan, Özbekistan ile ortak dosya, 2022)
24. Tezhip/Tazhib/Zarhalkori/Tezhip/Naqqoshlik (Azerbaycan, İran İslam Cumhuriyeti, Tacikistan ve Özbekistan ile ortak dosya, 2023)


25. İftar/Eftari/İftar/İftor ve Sosyo-Kültürel Gelenekleri (Azerbaycan, İran İslam Cumhuriyeti ve Özbekistan ile ortak dosya, 2023)
26. Balaban/Mey Zanaatkârlığı ve İcra Sanatı (Azerbaycan ile ortak dosya, 2023)
27. Sedef Kakma İşçiliği (Azerbaycan ile ortak dosya, 2023)



Acil Koruma Gerektiren Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi ise şunlardır:


28. Islık Dili (2017)
29. Geleneksel Ahlat Taş İşçiliği (2022)
30. Zeytin Yetiştiriciliği ile İlgili Geleneksel Bilgi, Yöntem ve Uygulamalar (2023)

bb

Zanaat Ve Sanat Hakkında Edindiğiniz Bilgileri Arkadaşlarınızla Paylaşınız.

 

Zanaat Ve Sanat Hakkında Edindiğiniz Bilgileri Arkadaşlarınızla Paylaşınız.


Zanaat ve sanat hakkında edindiğim bilgiler şunlardır:

 Zanaat ve sanat kelimesi dilimize Arapçadan  gelmiş kelimelerdir. Zanaat; el ustalığı isteyen, pratik bir yarar sağlayan işlere denir. Her iki alanda da başarılı olmak, uzun yıllar süren tecrübe, beceri ve ustalık gerektirir. Zanaatta öncelikli olan emektir. Sermayeden çok nitelikli emek ön plandadır.  Zanaatkârın el becerisinin gelişmiş olması önemlidir. Zanaatla uğraşan her birey zanaatkâr olamaz. Zanaatkâr olması için takı üretimi, ayakkabıcılık, çömlekçilik, berberlik, marangozluk, bakırcılık gibi zanaat içeren meslek dallarından birinde aktif olarak üretim yapması gerekir. Zanaat kapsamındaki işlerin ticaretini yapması zanaatkâr olmaya yetmez.

 

Sanat ise; bir duygunun, bir düşüncenin, bir güzelliğin anlatımında kullanılan yöntemlerin tümüdür ve yaratıcılığı, özgünlüğü ifade eder. 

Camcılık, nakkaşçılık, dokumacılık, bakırcılık, kunduracılık, taş ustalığı, halıcılık vb bunlar zanaat türleri arasında yer alır.

Edebiyat, resim, heykelcilik, edebiyat, sinema, tiyatro, müzik vb gibi şeylerde sanat türleri arasında yer alır.

 

Zanaat ve sanat arasındaki farklar ise şunlardır:

Sanatta ortaya çıkan eser tek ve eşsizdir. Zanaatta birbirine benzer eserler üretilir. 

Zanaatta maddi kazanç beklentisi vardır sanatta ise böyle bir beklenti yoktur.

 Sanatta yetenek ön plandayken zanaatta  yetenek ise çıraklık, kalfalık ve ustalık yolu ile kazanılır.

Sanatta öncelikli olan estetiktir, zanaatta ise ihtiyaçlardır.

Hem sanatkâr hem de zanaatkârın yaratıcılık becerileri gelişmiş olmalıdır.

Sanatta da zanaatta da ortak benzer malzemeler kullanılabilir.

bb

Down Sendromu Hakkında Bilgi Edininiz.

 

Down Sendromu Hakkında Bilgi Edininiz.


Down sendromu, 21. kromozomunun fazladan bir kopyasına sahip olunduğu, toplamda 46 yerine 47 kromozomun bulunduğu genetik kromozomal bir bozukluk olarak adlandırılır.  Kromozomdaki bu farklılık, kişinin beyin ve vücudu için gelişimsel sürecini doğrudan etkiler. Down sendromu engellenebilen veya önlenebilen bir durum değildir.


 Down sendromunun kesin tanısı genetik test ile konur. Down sendromlu çocuklarda  şunlar görülür:  Yüzde ve burun kökünde basıklık, boYda kısalık, kafada küçüklük, kulak enfeksiyonları, diş hastalıkları, normal olmayan büyüklükte bir dil, Avuç içinde palmar kıvrımı adı verilen bir kıvrım olması,  çekik gözlülük ve iki gözün birbirinden uzak gibi olmasıdır. Genellikle 35 yaş ve üzeri kadınların down sendromu veya başka tür bir genetik hastalık teşhisi konmuş bir çocuğa sahip olma ihtimali daha yüksek olarak değerlendirilir. 35 yaş ve üstü yaşlarda anne olanların down sendromuna sahip çocuklar dünyaya getirme riski fazladır ancak kesinlikle böyle olacak diye de bir durum yoktur.


Down sendromu çocuklar için yapılan çalışmalar şunlardır:


Okuldaki özel eğitim programlarına katılmak

Konuşma terapisi

Altta yatan tıbbi durumların tedavisi

Görme sorunları için gözlük veya işitme kaybı için destekli işitme cihazları takılması

Fiziksel veya mesleki terapi.

bb

Atatürk Orman Çiftliği Hakkında Araştırma Yapınız.

 

Atatürk Orman Çiftliği Hakkında Araştırma Yapınız.


Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk tarafından parça parça alınarak ve farklı kişilerden alınarak arazi üzerine  kurulan ve Türk tarımına öncülük eden çiftliğin adı Atatürk Orman Çiftliği’dir. Bu çiftlik Ankara’da yer alır. Atatürk Orman Çiftliği içerisinde ülkemizin en büyük hayvanat bahçesi yer alır. Ayrıca burada Mustafa Kemal’in Selanikte'ki bir evinin benzeri, devlet mezarlığı ve tarihi Karadeniz Havuzu yer alır. Milli Mücadele Dönemi öncesi  Ankara'da da Ankara Belediye Reisliği yapan  Hacı Ziya Bey’in özel mülkiyeti olan Orman Çiftliği Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra kamulaştırılarak yani devlet tarafından satın alınarak Atatürk'e armağan edilmiştir. Bu orman çiftliği o yıllarda büyük bataklık içinde olan bir araziydi. Mustafa Kemal’in emri ile bu bataklık yer büyük bir orman çiftliğine dönüştürülmüştür. 


 Orman Çiftliğinde yapılan çalışmalar bahçecilik, hayvancılık, bağcılık ve fidan yetiştirme alanlarında çiftçilere örnek ve yol gösterici oldu. Çiftlikteki tarım ve hayvancılık faaliyetleri doğrultusunda bünyesinde endüstriyel tesisler de kuruldu. Mustafa Kemal'in Ankara'da bir çiftlik kurma arzusunda bozkır ortasına kurulmuş olan yeni başkent Ankara’nın halkı için bir doğa güzelliği olmuştur. Orman Çiftliği 1 Nisan 1950’de yürürlüğe giren 5659 sayılı Kanun ile “Atatürk Orman Çiftliği” adını almıştır. Çiftliğin hikayesi ise şu şekildedir: Tarım Bakanlığı uzmanlarından Schmit; bu elverişsiz koşullarda ya sabır tükenir ya para dese de, diğer uzmanlar; bataklık, çorak ve fakir bir yerle karşı karşıya olduklarını dile getirseler de Mustafa Kemal Atatürk  “İşte istediğiniz yer böyle olmalıdır. Ankara’nın kenarında, hem batak, hem çorak, hem de fena yer. Bunu biz ıslah etmezsek, kim gelip, ıslah edecektir?” cevabını veriyor ve çiftliğin kurulma çalışmaları başlıyor. 


 Atatürk Orman Çiftliği'nin  kurulma çalışmalarının başlamasıyla o kıraç ve verim alınamaz denilen  topraklar, birkaç yıl içinde modern tarım örneklerinin çiftçiliğe aktarılmasıyla muhteşem bir değişime uğramış ve mesire yeri olarak halkın ziyaretine açılmıştır. Bu da Mustafa Kemal'in ne kadar azimli, ileri görüşlü ve zeki bir insan olduğunu bize bir kez daha kanıtlamıştır. Ülkemizin en önemli gezilecek yerlerinden biri de Atatürk Orman Çiftliği’dir.

bb

Türk Bilim İnsanlarından Kimleri Tanıyorsunuz? Bu Bilim İnsanlarının Yaptıkları Çalışmalar Hakkında Bildiklerinizi Açıklayınız.

 

Türk Bilim İnsanlarından Kimleri Tanıyorsunuz? Bu Bilim İnsanlarının Yaptıkları Çalışmalar Hakkında  Bildiklerinizi Açıklayınız.


Türk bilim insanlarından El Cezeri, Biruni, Ali Kuşçu, Farabi, Fatih Sultan Mehmet, Hazerfan Ahmet Çelebi, İbni Sina, Lagari Hasan Çelebi ve daha çok sayıda bilim insanının olduğunu araştırdım ve  neleri başardıklarını okudum ve geçmişimizde ne kadar değerli bilim insanlarımızın olduğunu anladım. Bunlardan bazılarını ve yaptıkları çalışmaları kısaca anlatmak istiyorum:


 Cezeri: İlk sistem mühendisi ve ilk sibernetikçi ve elektronikçi Bilgisayarın babası; oysa bilgisayarın babası yanlış olarak ingiliz matematikçisi Charles Babbage olarak bilinir.

İbni Sina: Tıp alanında özellikle "el-Kanun fi't-Tıb" (Tıp Kanunu) adlı kitabı ile ünlü olan İbn-i Sina matematik, astronomi, mantık, psikoloji, kimya ve metafizik alanlarında da önemli eserler kaleme almıştır.


Biruni :  Dünyanın döndüğünü ilk bulan bilim adamı Ümit burnu, Amerika ve Japonya'nın varlığından bahseden ilk bilim adamı. Biruni Amerika kıtasının varlığını Kristof Colomb’un Keşfinden 500 sene önce bildirmiştir. Matematik, jeoloji, Coğrafya, Tıp, Felsefe, Fizik, Astronomi gibi dallarda eserler yazmıştır. Çağın En Büyük Alimidir.


Harezmi : İlk cebir kitabını yazan ve batıya cebiri öğreten bilgin. Adı algoritmaya isim oldu rakamları Avrupa’ ya öğreten bilgin. Cebiri sistemleştiren Bilgin.

Ömer Hayyam : (Cebirdeki binom formülünü bulan bilgin. Newton veya binom formülünün keşfini yapan kişi de Ömer Hayyam'dır.

bb