Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Kitabında Geçen Alıntılar

 

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Kitabında Geçen Alıntılar


Dokuzuncu Hariciye Koğuşu adlı kitap  otobiyografik bir romandır. Hasta bir gencin psikolojik durumunu anlatan, onun umutsuzu aşkından bahseden bir eserdir. Romanda; delikanlının  dizindeki kemik hastalığı yüzünden bacağını kestirmek zorunda kalan gencin dramı ve aşkının ona ihanet etmesi ve başka bir adamla evlenmesi anlatılır.


Kitapta geçen alıntılar şunlardır:


“Herkes yalandan nefret eder ve yalan söyler.

"Görülecek, işitilecek, tadılacak, okunacak, yazılacak, yapılacak o kadar çok şey birikiyor ki, bundan sonra hayatımın bütün bunlara yetişmeyeceğinden korkuyorum.”

Yalan bana suçların en ağırı gibi geliyordu; ve bir yalan söylendiği zaman insanların değil, eşyanın bile bunu nasıl tahammül ettiğine şaşıyordum.

“Hâlbuki mesele çok basit: İnsan hastalanır ve ölür.”


“Yalana her şey isyan etmelidir. Eşya bile: Damlardan kiremitler uçmalıdır, camlar kırılmalıdır hatta yıldızlar düşüp gökyüzünde bin parçaya ayrılmalıdır.”

“Az ümit edip çok elde etmek hayatın hâkiki sırrıdır."

“Annelere anlatılan kederler taksim değil, zarbedilmiş olur: Çocuklarının felaketini iki kat şiddetle hisseden anneler, bu ıstıraplarını çocuklarına fazlasıyla iade ederler; böylece keder anadan çocuğa ve çocuktan anaya her intikal edişinde büyüdükçe büyür.”

"İyiler kaybetmez ama kaybedilir."

“Ağaçların bile sıhhatine imrenerek yürürdüm.”

“Büyük bir hastalık geçirmeyenler, her şeyi anladıklarını iddia edemezler.”


“Işığa çok bakamıyordum, bu güneş bile gözlerimden içeriye girince, kendimden daha büyük bir karanlık denize düşmüş gibi derhal sönüyor ve içimin rengini alıyordu.”

“Beni susturan şey nefretimdi. En basit içtimaî dâvaları anlamayacak kadar yabancı tesirler altında şahsiyetlerini kaybeden bu insanlarla münakaşaya mecbur olmanın küçüklüğünden muzdariptim.”

bb

Ahmet Arif ‘in Anadolu Şiirini Yazınız.

 

Ahmet Arif ‘in Anadolu Şiirini Yazınız.


Ahmet Arif, gazeteci ve şairdir. ve gazetecidir.  Türk edebiyatında önemli bir yere sahiptir. Yazdığı şiirler insanların gönlünde iz bırakmış ve insanda güzel duyguların oluşmasına katkı sağlamıştır. Hayattayken   yayımladığı tek kitabı olan Hasretinden Prangalar Eskittim, Türkiye'nin en çok basılan şiir kitaplarındandır. 

 

 Anadolu

Beşikler vermişim Nuh'a
Salıncaklar, hamaklar,
Havva Ana'n dünkü çocuk sayılır,
Anadoluyum ben,
Tanıyor musun ?

Utanırım,
Utanırım fukaralıktan,
Ele, güne karşı çıplak...
Üşür fidelerim,
Harmanım kesat.
Kardeşliğin, çalışmanın,
Beraberliğin,
Atom güllerinin katmer açtığı,
Şairlerin, bilginlerin dünyalarında,
Kalmışım bir başıma,
Bir başıma ve uzak.
Biliyor musun ?

Binlerce yıl sağılmışım,
Korkunç atlılarıyla parçalamışlar
Nazlı, seher-sabah uykularımı
Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar,
Haraç salmışlar üstüme.
Ne İskender takmışım,
Ne şah ne sultan
Göçüp gitmişler, gölgesiz!
Selam etmişim dostuma
Ve dayatmışım...
Görüyor musun ?

Nasıl severim bir bilsen.
Köroğlu'yu,
Karayılanı,
Meçhul Askeri...
Sonra Pir Sultanı ve Bedrettini.
Sonra kalem yazmaz,
Bir nice sevda...
Bir bilsen,
Onlar beni nasıl severdi.
Bir bilsen, Urfa'da kurşun atanı
Minareden, barikattan,
Selvi dalından,
Ölüme nasıl gülerdi.
Bilmeni mutlak isterim,
Duyuyor musun ?

Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip...
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne - üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının...
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile
Dayan rüsva etme beni.

Gör, nasıl yeniden yaratılırım,
Namuslu, genç ellerinle.
Kızlarım,
Oğullarım var gelecekte,
Herbiri vazgeçilmez cihan parçası.
Kaç bin yıllık hasretimin koncası,
Gözlerinden,
Gözlerinden öperim,
Bir umudum sende,
Anlıyor musun ?

bb

Doğadan Uzaklaşan ve Doğa İle İç İçe Olan İnsanların Davranışları Nasıl Olur Konulu Konuşma

 

Doğadan Uzaklaşan  ve Doğa İle İç İçe Olan İnsanların Davranışları Nasıl Olur Konulu Konuşma


Doğa Yüce Allah'ın biz everdiği en büyük armağandır. Yeşilin içinde yaşamak, yeşili solumak, yeşilin her türlüsünden faydalanmak için bizim için büyük bir hazinedir. İnsan doğa ile iç içe olunca ruh hali daha iyi olur ve  kendini daha iyi hisseder. Doğa ile iç içe olmak, temiz hava almak akciğerlerimiz için de çok faydalıdır.

 

Sevgili Öğretmenim,

Doğadan uzaklaşan insan stresli olur, kafası dağınık olur ve ruh hali mutsuz olur. İçindeki coşku yok olur ve  agresif bir insan olur. Çünkü doğadan uzaklaşmak demek hayattan , hayatın renklerinden ayrı kalmak ve  yalnız kalmak demektir.  Doğadan ayrı kalan insanlar; mutsuzdur, melankoliktir, korkuyordur, çoğu zaman bu duygular onun acı çekmesine neden oluyordu. Bunun sonucu olarak duyguların iyileştirilmesi için kimyasal çözümler yaygın hızlı bir çözüm gibi görülür olmuş, sadece bir rahatsızlık tedavisi değil bazı durumlarda bir alışkanlık haline dönüşmüştür. 


İşte bunların yaşanmaması için doğadan uzaklaşılmamalıdır. Unutmayalım ki doğa insanı iyileştirir, yatıştırır, yeniler, insan ilişkilerini daha güçlü kılar ve aradaki bağlar da daha sağlam olur. Şiddete eğilim azalır  ve insanlar daha sakin olur. doğada geçirilen zaman veya doğadaki manzaraları izlemek, konsantrasyon yeteneğimizi artırır.

 

Doğa bize acı ile baş etmemiz konusunda yardımcı olur. Genetik olarak ağaçları, bitkileri, suyu bulma üzerine programlanmış olduğumuz için doğa sahneleri odak noktamız haline gelebilir ve bu sayede fiziksel ve mental acılarımız gücünü kaybeder. Doğayla iç içe olmak sadece kendinizi duygusal olarak daha iyi hissetmenizi sağlamakla kalmaz, aynı zamanda fiziksel refahınıza iyi gelir, kan basıncını ve kalp atış hızınızı düzenler, kas gerginliğini ve stres karşıtı hormonların üretimine katkıda bulunur. 

bb

Hayallerim Konulu Konuşma

 

Hayallerim Konulu Konuşma


Her çocuğun geleceğe dair kendi ile ilgili hayalleri vardır. Çünkü hayallerimiz bizi gerçeğe yaklaştırır. O hayallerin hayata geçmesi için çalışmak ve özveri göstermek gerekir. Mantık sizi A noktasından B noktasına götürür, hayal gücü ise her yere. der Albert Einstein. Bunun için hayal kuracağım ve hayallerimin peşinden koşacağım.


Sevgili öğretmenim,

Benim hayalim ileride üniversitede kalarak doktora yapmak ve iyi bir tıp doktoru olmaktır. Tıp alanında ise Kalp ve Damar hastalıkları bölümünü okumak istiyorum. Çünkü kalp ile ilgili, damar ile ilgili her şeyi merak ediyorum. Son yıllarda kalp hastalıkları da arttığı için benim bu konuda merakım çoğaldı. İyi bir doktor olarak ülkemin insanlarına hizmet etmek istiyorum. Bunun için de sonuna kadar çalışacağım, mücadelemi sürdüreceğim ve geleceğin en iyi doktorlarından olmak için tüm özverimi göstereceğim.  Doktor olduktan sonra kendi yakınlarımla yakından ilgileneceğim, oradan kazandığım para ile yoksul insanlara yardım edeceğim ve özellikle de yoksul çocuklara yardım edeceğim ve onların okuması için elimden gelen işleri yapacağım.

 

İyi bir aile babası olacağım, iyi bir eş ve iyi bir komşu olacağım. İnsanlara karşı nezaketli olacağım ve kalp kırmamaya özen göstereceğim. Kimseye tepeden bakmayacağım. Bana ihtiyacı olan  insanlara desteğimi asla esirgemeyeceğim. Araba kullanmayı öğreneceğim. Farklı şehirlere ve farklı ülkelere gideceğim  vatanıma ve milletime vatansever bir doktor olacağım. Anlatacaklarım bunlardır. Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.

bb

Dayanışmanın İnsan Yaşamındaki Önemi İle İlgili Konuşma

 

Dayanışmanın İnsan Yaşamındaki Önemi Dayanışmanın İnsan Yaşamındaki Önemi İle İlgili Konuşma


İnsan sosyal bir varlık olduğu için tek başına her türlü işin üstesinden gelemez ve muhakkak başka insanların yardımına gereksinim duyar. Bunun için de başkalarından yardım almak, başkalarına da yardım etmek zorundadır. Kimi işle vardır ki tek başına yapılamaz. Örneğin; Evimize oruç zamanı misafir çağırırız ve günler öncesinden hazırlıklara başlarız. Mantılar yapılır, sarmalar yapılır ve dondurucuya konulur. Tüm bunları yaparken komşularımızla dayanışma içinde oluruz ve birbirimize yardım ederiz. 


Çünkü bir koca tencere sarma ya da birçok mantı bir kişinin tek başına yapacağı bir şey değildir ve bu günler alabilir. Onun için yardımlaşma ve dayanışma içinde komşularımızla bu işi hallettiğimiz zaman hem daha güzel olur hem de işlerimizi zora sokmamış oluruz. Biz de onlara giderek elimizden gelen yardımı yaparak dayanışma içinde olmaya devam ederiz.


Sevgili öğretmenim, değerli arkadaşlarım,

Dayanışma örneğinin en güzeli bizim ülkemizdir. Çünkü ülkemizde bir deprem olduğu zaman, bir sel felaketi olduğu zaman hemen bir araya geliri ve zorda kalanın yardımına milletçe koşarız ve bunu yapmaktan da asla geri kalmayız. Çünkü biz birlik, beraberlik ve dayanışma içinde bugünlere gelmiş örnek bir toplumuz. Bu yönümüzle gurur duymaktan asla çekinmiyorum. Felaket anında, zor durumda kalan insanlara yardım ederek insanlığın nasıl güzel bir şey olduğunu içimizde yaşarız ve vicdanımız da rahat olur. Dayanışma kurmak insanın empati kurma becerisine de   sahip olduğunu göstergesidir. Dayanışma içinde toplumla daha hızlı kalkınır, daha güçlü olur ve böyle toplumları kimse bölemez.

bb

O Gece Sendin Gelen Ya Hz Muhammed Şiiri

 

O Gece Sendin Gelen Ya Hz Muhammed Şiiri


Cengiz Numanoğlu; 1988 yılında Kur’ân-ı Kerîm’le gerçek anlamda tanıştı ve hayatı değişti. Daha çok maneviyata yöneldi ve o muhteşem Naat -ı Şerifi olan O Gece Sendin Gelen Ya Hz Muhammed şiirini yazdı ve gönüllerimizi mest etti. 1993 yılında hac vazifesini yerine getirdi, Daha sonra kendini tamamen şiir kitaplarına verdi ve kalemini insanlardaki mânevi şuuru uyandırmaya adadı.


Naat-ı Şerfi ( O Gece Sendin Gelen Ya Hz Muhammed)


Arş’ın kubbelerine, adı nûrla yazılan,
İsmi; semâda ”Ahmed”, yerde ”Muhammed” olan,
Yedi katlı göklerde, Hakk Cemâli’ni bulan,
Evvel-Âhir yolcusu, Yâ Hazreti Muhammed.


Sağnak nûr yağmurları, inerken yedi kattan,
O gece, Sendin gelen, ezel kadar uzaktan,
Melekler, her zerreye, müjde verirken Hakk’tan;
O gece, Sendin gelen, Yâ Hazreti Muhammed.


Güneşler, o gecenin, nûruna secd ederken,
Yıldızlar, meşk içinde, kâinat vecd ederken,
Bütün hamd ü senâlar, Yüce Rabb’e giderken,
O gece sendin gelen, Yâ Hazreti Muhammed


Kâbe’de şirk taşları, putlar yere dönerken,
Cehâlet bayrakları, birer birer inerken,
Bin yıllık, küfr ateşi, ebediyyen sönerken,
O gece, Sendin gelen, Yâ Hazreti Muhammed.


O gece, Sâve Gölü, mûcizeyle kururken,
Kisra Saraylarında, sütunlar savrulurken,
Arz’dan Arş’a , Âlemler, rahmetini bulurken,
O gece, Sendin gelen, Yâ Hazreti Muhammed.

Sen ki; doğum kundağı, ak bulutla örülen,
Doğar doğmaz, Allah’a secde emri verilen,
Alnında, âlemlere rahmet tâcı görülen,
Kâinat Efendisi, Yâ Hazreti Muhammed.


Sen ki; güzel huyların, ahlâkın meş’alesi,
Sabır doruklarında, beşerin en yücesi,
Senin Cennet mekânın, fakirlerin hânesi,
Gönüller hazinesi, Yâ Hazreti Muhammed.


Sana şâhid, sonsuzlar, ezelden beri her an,
Sana şâhid, âyetler, her zerre ve her mekân,
Senden uzak kalmaya, nasıl dayanır ki can?
Sen, her canda Cânânsın, Yâ Hazreti Muhammed


Mîraç gecesi, bir bir, açılıyorken gökler,
Seni selamlıyorken, her katta peygamberler,
Öyle bir an geldi ki; durdu bütün melekler,
Hâkk’ a yalnız yürüdün, Yâ Hazreti Muhammed.


Gönül gözü görmeyen, can gözünü neylesin,
Dünya’da dönmeyen dil, mahşerde ne söylesin,
Allah, bütün beşeri, ümmetinden eylesin,
Sancağının altında, Yâ Hazreti Muhammed.


Hâkk ile, kul vuslatı, o îlahi düğünde,
Hiç kimseden kimseye, fayda olmayan günde,
Hasatları, has tartan, o terazi önünde,
Noksanları bağışlat, Yâ Hazreti Muhammed.


Biliriz ki; hükmü yok, bu dünya nîmetinin,
Gönüldür sermayesi, âhiret servetinin,
Sana, Salât ve Selâm, gönderen ümmetinin,
Cennetler şâhidi ol, Yâ Hazreti Muhammed.

Yazan: Cengiz Numanoğlu

bb

Dış Görünüşe Bakarak İnsanlar Hakkında Fikirler Söylemek Doğru Mudur Konulu Konuşma

 

Dış Görünüşe Bakarak İnsanlar Hakkında Fikirler Söylemek Doğru Mudur Konulu Konuşma

 

Her insanın özelliği birbirinden farklıdır. İnsanları tanımadan sadece dış görünüşüne bakarak onlar hakkında yargıda bulunmak son derece çirkin ve haksız bir davranıştır. Çünkü insan bir başka insanı ancak iletişim kurarak tanıyabilir ve onunla belirli bir zaman geçirerek onun hakkında çıkarımda bulunabilir.


Sevgili öğretmenim,

Dış görünüşe bakarak insanalar hakkında yorum yapılmamalıdır. Çünkü bu ön yargılı olmamıza neden olur ve bu da insanlar ile aramızdaki iletişimde, probleme neden olur. Dış görünüşünü çok beğendiğiniz ve hayran kaldığınız kişiyi zaman içinde tanıyınca tanıyacağınıza pişman olabilirsiniz. Davranışları ile sözleri sizi kendisinden soğutabilir ve gerçek karakterini tanıyınca dış görünüşün aldatmacadan ibaret olduğunu anlayabilirsiniz. Dış görünüşünüzü beğenmediğiniz biri ile oturup zaman geçirdiğinizde o kişin hayata bakış açısını, ne kadar sağlam bir karaktere sahip olduğunu anlayabilirsiniz ve genel bir yargıya vardığınız için kendinizden ve düşüncelerinizden utanabilirsiniz. 


Önemli olan dış görünüş değil iç güzelliktir. İnsanın dili ile kalbinin bir olması, kalbinin temiz olmasıdır. Bunu da ancak zaman içinde anlayabiliriz. Bunun için ön yargılı olmayı bırakmalıyız ve  dış görünüşle göre adam değerlendirmeden vazgeçmeliyiz. Anlatacaklarım bunlardır. Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.

bb