kompozisyon örnekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kompozisyon örnekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kendinizi Hangi Durumlarda Mutlu Hissettiğinizi Defterinize Al Alta Yazınız.

 

Kendinizi Hangi Durumlarda Mutlu Hissettiğinizi Defterinize Al Alta Yazınız.


Not:  Kendinizi hangi durumlarda mutlu hissettiğinizi defterinize yazınız. Size mutluluk veren durumlardan hangileri çok çalışmayı gerektirmektedir?

Cevap: Kendimi mutlu hissettiğim durumlar şunlardır: Ödevlerimi zamanında yapmak, kitap okumak, ailemle vakit geçirmek, arkadaşlarımla okulda oyunlar oynamak, mahalleden arkadaşlarımla oyunlar oynamak, sevdiğim bir yemeğin yapılması, sevdiğim bir meyvenin alınması, kıyafetin alınması, farklı bir yere gidip tatil yapmak kendimi en mutlu hissettiğim anlardır. Sınavdan yüksek not almak, bir alanda başarılı olmak beni mutlu eder. Bunların olması için de benim çok çalışmam ve sorumluluk sahibi olmam gerekir. 


Ayrıca

*Yeni bir şey öğrendiğimde

*Sevdiğim bir işi yaptığımda

*Takdir edildiğimde

*Kendimle gurur duyduğumda mutlu olurum.


*Sınavlarda başarılı olduğumda mutlu olurum. Bunun için de sabırlı olmam, azimli olmam gerekir. Her gün az da olsa düzenli olarak çalışmam ve başarı yolculuğuna çıkmak gerekir.  Bunları yaparsam başarı ve huzur da benimle olur. Böylece mutluluk bir şekilde yaşamaya, başarılarımdan zevk almaya devam ederim.

bb

Ya Hayır Konuş Ya Sus

 

Ya Hayır Konuş  Ya  Sus


Ya hayır konuş ya sus sözü sevgili Peygamber Efendimize ait bir sözdür. Gereksiz yere konuşmanın hiç kimseye faydası yoktur. Bir insan konuşuyorsa gerçekten hayır konuşmalı, insanlığa faydalı şeyler sunmalıdır. Laf olsun diye konuşmak sadece zaman kaybıdır. 


Hayır konuşmak, insanlara faydalı olmak, ilim öğretmek, bilim öğretmek en faydalı olanıdır. Oysa hiçbir iş yapmayan, işi sadece konuşmak olan kişilerin susması en hayırlı olanıdır. İnsan, konuşmadan önce söylediği sözün faydalı, doğru ve hayırlı olup olmadığını düşünmelidir. Eğer söz kırıcı, zararlı, boş, dedikodu ya da fitne doğuracaksa, susmak konuşmaktan daha hayırlıdır. İnsanların arasını bozacak konuşmalara girilmemelidir. İyilik için, güzellik için, hayır için konuşulmalıdır. Dedikodu yapılmamalıdır. Kötü kalbe sahip olmamak gerekir. Faydalı şeyler konuşulmalıdır. 


 Her doğru olan şey her zaman söylenmek zorunda değildir. Dil, insanı hem yüceltebilir hem de zarara sokabilir. Susmak bazen bir erdemdir. Onun için ağzımızdan çıkan her cümleye dikkat etmeliyiz. Konuşurken dikkatli olmalıyız ve kimseyi kırmamalıyız,  arabozucu olmamalıyız, iyilik, erdem ve güzel ahlak üzerine konuşmalar yapmalıyız.

bb

Ailenizle Arkadaş Ve Akraba Ziyaretleri Yapar Mısınız? Bu Tür Ziyaretlerde Neler Sizi Mutlu Eder?


Ailenizle Arkadaş Ve Akraba Ziyaretleri Yapar Mısınız? Bu Tür Ziyaretlerde Neler Sizi Mutlu Eder?


Doğum günlerinde, bayramlarda, düğünlerde ve diğer özel günlerde arkadaş ve akraba ziyaretleri yaparım. Bu ziyaretlerde beni en çok mutlu eden şeyler sevdiklerimle sosyal bir ortamın olmasıdır. Onlarla konuşmak, şakalaşmak, eski anılarımızı hatırlayıp birlikte gülüp, birlikte duygulanmaktır. Güzel yemekler yemek, tatlılar yemek ve kahve ve çaylar içmektir. Günlük hayatta söylenemeyen şeyleri rahatça paylaşabilmektir. Beni seven, bana güven veren sevdiklerimin yanımda olması beni çok mutlu eder. Çünkü anlaşıldığını hissetmek insana güç ve huzur verir.


 Onlarla televizyon izlemek,  dertleşmek, yeri geldiğinde farklı düşünceleri dile getirip hareket dolu tartışmalara girip daha sonra  sarılmak beni çok mutlu eder. Onların yanında kendimi rahat hissettiğim  için samimi olurum, herhangi bir mesafe  koymam.  Sevdiğimiz kişilerle aramızda soğukluk olmadığı için mutlu bir akşam geçirilir. Herkes  eve getirdiği yiyeceklerden bir tabak yapar ve çok güzel bir sofra kurulur


Daha sonra yemek başına geçilir ve yemek yenerek muhabbet etmeye devam edilir. Sonra çay saati yapılır. Çayın yanındaki enfes yiyecekler bizi daha da heyecanlandırır ve mutlu eder. Kısacası çok ama çok sevinçli olurum ve kendimi daha güçlü hissederim.

bb

Hayatınızdaki Bir Eksiklik Siz Beklenmedik Bir Şekilde Nasıl Güçlü Yapabilir?

 

Hayatınızdaki Bir Eksiklik Siz Beklenmedik Bir Şekilde Nasıl Güçlü Yapabilir?


Hayatımdaki bir eksiklik, ilk bakışta olumsuz gibi görünse de beklenmedik şekilde beni daha güçlü yapabilir. Örneğin; Maddi durumumuz olmadığı için çok büyük sıkıntılar yaşarız ve istediğimiz çoğu ihtiyaçlarımıza ve isteklerimize ulaşamayız. Bu da beni daha güçlü yapar. İleride maddi anlamda zorluk çekmemek için derslerime elimden geldiği kadar çok iyi çalışırım ve gayret gösteririm. Okul birincisi hatta Türkiye birincisi olmak için var gücümle çalışmaya, emek etmeye çalışırım ve kendi ayaklarım üzerinde durmayı başarırım. İleride maaşı da iyi olan çok sevdiğim bir mesleği yaparak daha mutlu ve daha huzurlu olurum. 


Kimseye minnet etmediğim için beni yaratana minnet eylerim, hamd  ederim. Yoksulluklar beni daha dirençli ve daha sabırlı bir insan yapar. Zorluklar karşısında hemen pes etmeyen, azimli, kararlı, çalışkan ve kendine ve ailesine yetebilen bir kimse olurum. Küçük yaşlarda ailem bana iyi davranmamış olabilir ve bu yüzden özgüven eksikliği yaşayabilirim. Aklım daha olgunlaştığı zaman kendime gelirim ve özgüven sahibi bir insan olmayı öğrenirim, kendimi kimseden aşağıda görmem, kimseyi de kendimden yukarılarda görmem. Yani kendime değer veririm ve kendimi başkalarının düşüncelerine göre yargılamayı keserim. Bir başka örnek ise şunu verebilirim. 


Zamanında çok fedakarlık yaptığım kimselerin benim zor zamanlarımda yanımda olmaması başta beni büyük hayal kırıklığına uğratsa da daha sonra bu işin içinden daha güçlü çıkarım ve bir daha vefasız insanlar için hak etmediği iyilikleri yapmam ve talep edilmediği sürece de kimseye de bol keseden iyi niyetimi vermem, insanlığımı sunmam, zamanımı hak etmeyen insanlara asla ve asla harcamam.

bb

Hayallerimizi Gerçekleştirmemizi Engelleyen Görünmez Duvarları Oluşturan Şeyler Nelerdir?

 

Hayallerimizi Gerçekleştirmemizi Engelleyen Görünmez Duvarları Oluşturan Şeyler Nelerdir?


Hayallerimizi gerçekleştirmemizi engelleyen görünmez duvarlar, çoğu zaman fiziksel değil; zihinsel, duygusal ve toplumsal etkenlerden oluşur. Bu duvarlar fark edilmediği sürece insanın ilerlemesini yavaşlatır, hatta tamamen durdurabilir. Ayrıntılı olarak ele alındığında bu engeller birkaç başlık altında toplanabilir:

1) Özgüven Eksikliği

Kişinin kendine inanmaması, “Ben yapamam”, “Yeterince iyi değilim” gibi düşünceler üretmesine neden olur. Bu iç ses zamanla görünmez bir duvara dönüşür ve insanın potansiyelini kullanmasını engeller.

 2) Korkular ve Kaygılar

Başarısız olma korkusu, eleştirilme kaygısı, hata yapma endişesi hayallerin önündeki en büyük engellerdendir. İnsan çoğu zaman denemeden vazgeçer çünkü sonuçtan korkar. Oysa başarısızlık, öğrenmenin ve gelişmenin doğal bir parçasıdır.

 


3. Toplumsal Baskılar ve Önyargılar

Aile, çevre ya da toplumun beklentileri bazen bireyin kendi hayallerinin önüne geçer. “El âlem ne der?”, “Bu meslek sana uygun değil” gibi düşünceler insanı kendi yolundan saptırabilir. Toplumsal kalıplar, hayallerin önünde güçlü engeller oluşturur.

 4. Erteleme ve Disiplinsizlik

Hayaller genellikle uzun vadeli emek ister. Ancak erteleme alışkanlığı ve plansızlık, kişinin adım atmasını geciktirir. Zamanla bu gecikmeler büyür ve hayaller ulaşılmaz gibi görünmeye başlar.

 5. Olumsuz Düşünce Yapısı

Sürekli olumsuz düşünmek, başarısızlığa odaklanmak ve küçük engelleri büyütmek, insanın motivasyonunu düşürür. Zihinde oluşturulan bu karamsar tablo, görünmez ama güçlü bir duvardır.



6. Geçmiş Deneyimler

Geçmişte yaşanan başarısızlıklar, hayal kırıklıkları ve olumsuz tecrübeler, kişinin geleceğe dair cesaretini kırabilir. İnsan, geçmişte yaşadığı olumsuzlukları tekrar yaşamaktan korktuğu için yeni adımlar atmaktan çekinir.

7. Konfor Alanı

Alışılmış düzenin dışına çıkmak zor ve korkutucu olabilir. Konfor alanı, güvenli hissettirse de gelişimi engeller. Hayaller ise çoğu zaman bu alanın dışında gerçekleşir.

bb

Bir Dil Bir İnsan İki Dil İki İnsan Sözü İle İlgili Kompozisyon

ı 

Bir Dil Bir İnsan İki Dil İki İnsan Sözü İle İlgili Kompozisyon


Dil, insanın dünyayı algılayış biçimini şekillendiren en önemli unsurlardan biridir. İnsan düşüncelerini, duygularını, hayallerini ve bilgilerini dil aracılığıyla ifade eder. Bu nedenle “Bir dil bir insan, iki dil iki insan” sözü, dilin insan hayatındaki önemini ve iki dil veya daha fazla dil bilmenin insana çok fayda sağlayacağı anlatılmak itenir.Bir insan tek bir dil bildiğinde, o dilin kültürüyle düşünür, o toplumun bakış açısıyla dünyayı yorumlar. Dil sadece kelimelerden oluşmaz; atasözleri, deyimler, gelenekler ve değerler de dilin içinde saklıdır. Bu yüzden bir dil öğrenmek, aynı zamanda bir kültürün özelliklerini de ayrıntıları ile bilmek demektir. Kişi ana diliyle kimliğini kazanır, kendini ifade etmeyi öğrenir ve toplumla bağ kurar ama farklı diller sayesinde de dünyayı tanır, öğrenir ve farklı  bakış açılar kazanır.

 

İki dil bilen bir insan ise iki farklı dünyanın kapılarını aralar. Farklı bir dili öğrenmek, farklı düşünme biçimlerini keşfetmeyi sağlar. İkinci bir dil, insanın olaylara daha geniş bir açıdan bakmasına yardımcı olur. Empati kurma yeteneği gelişir, çünkü kişi farklı kültürlerin duygu ve düşüncelerini anlayabilir. Bu durum bireyi hem zihinsel hem de sosyal açıdan zenginleştirir.Günümüz dünyasında yabancı dil bilmek sadece kültürel değil, aynı zamanda akademik ve mesleki açıdan da büyük bir avantajdır. İki dil bilen bireyler daha fazla bilgiye ulaşabilir, farklı ülkelerden insanlarla iletişim kurabilir ve kendilerini daha iyi ifade edebilirler. Ayrıca bilim, teknoloji ve sanat alanındaki gelişmeleri takip etmek çok daha kolay hale gelir. İki dil bilen insnaın ufku da daha geniş olur.Daha çok öğrenir, daha bilgili olur ve çok sayıda kültürler bilir. Bu da kişiye hayatında büyük faydalar sağlar.

 

Sonuç olarak, “Bir dil bir insan, iki dil iki insan” sözü dil öğrenmenin önemini en sade ve etkili şekilde anlatır. Dil, insanı geliştiren, ufkunu genişleten ve dünyaya açılan bir anahtardır. Birden fazla dil bilmek, insanı hem kültürel hem de kişisel olarak zenginleştirir ve onu daha donanımlı bir birey haline getirir.

bb

Oyunlar İle Ülkelerin Kültürleri Arasında Nasıl Bir Bağ Vardır?

 

Oyunlar İle Ülkelerin Kültürleri Arasında Nasıl Bir Bağ Vardır?


Oyunların kültürel değerlerin yansımasıdır. Bir ülkenin oyunlarında o ülkenin; gelenek ve görenekleri, tarihsel olayları, inançları, ahlaki değerleri, doğrudan görülür. Örneğin; Türk oyunlarında yardımseverlik, işbirliği ve dayanışma kahramanlık görülürken Japon oyunlarında disiplin, onur, saygı kültürü görülür. Oyunlar toplumun yaşam tarzını ortaya koyar. 


Örneğin; Ülkemizdeki geleneksel oyunlardan biri olan saklambaç oyunu, mendil kapmaca oyunu topluk içinde paylaşım ve hareketi teşvik eder. Amerika’da video oyunları ve spor oyunlarında ise hız ve rekabet önemlidir. Tarihi olaylar da oyunlara yön verir.  Dil ve iletişim biçimi oyunlara yansır. Her ülkenin oyunlarında ses tonu, espriler, kurallar hitap şekilleri o ülkenin iletişim tarzını ve dil kültürünü taşır. Oyunlar kültürün gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlar. 


Toplumsal kurallar oyunlar ile sembolleşir. Örneğin; adalet, işbirliği, sabır, cesaret vb. gibi. Kültür oyunlara oyunlar da kültüre etki eder. Kısacası; oyunlar bir ülkenin kimliğini, haya biçimini, inançlarını ve değerlerini yansıtan küçük aynalardır diyebiliriz. Oyun kültürün geleceğe taşınmasında en eğlenceli ve en önemli araçlardan biridir.

bb

Boş Laf Karın Doyurmaz Atasözü İle İlgili Kompozisyon

 

Boş Laf Karın Doyurmaz Atasözü İle İlgili Kompozisyon


Boş boş konuşmanın kimseye faydası olmaz. Sadece laf kalabalığı olur, ele bir şey geçmez. Bunun için atalarımız “Boş laf karın doyurmaz.” demiştir. Kimi insanlar vardır ki sadece laf kalabalığı yaparak ortamda dikkat çekmeyi çok severle rama ortada herhangi bir başarıları yoktur, bir kazancı yoktur. Böyle insanlar toplum tarafından da fazla önemsenmezler.


 Sadece geveze olarak bilinirler, kimse böyle kimselerle  vakit geçirmek istemez. Yalnız konuşmak, plan yapmak, ya da söz vermek bir işe yaramaz. Önemli olan bunları eyleme dökebilmektir. Somut bir şey ortaya koyabilmektir. Konuşmakla değil, çalışmakla sonuç alınır. Laf üretmek değil iş üretmek gerekir. Sadece lafla iş yapan insanlar kimseye güven vermez. Örneğin; yazılı sonuçları sürekli kötü gelen ve çok konuşan bir çocuk diğer yazılıya en iyisini alacağım, çok başarılı olacağım diye konuşur dururu ama sınav zamanı geldiğinde uyur ve çalışmak umrunda bile olmaz. 


Böyle çocuklar da ileride ne yazık ki başarılı olamaz. Çünkü sadece lafta, boş boş konuşmada ön planda olur. Bu da kimsenin hoşuna gitmez ve hatta insanlar böyle kimseleri küçümser. Böyle olmamak değil çok konuşmak yerine çok uygulamak en güzeli olur.

bb

Kalem Kılıçtan Keskindir Atasözü İle İlgili Kompozisyon

 

Kalem Kılıçtan Keskindir Atasözü İle İlgili Kompozisyon


İnsanın düşüncelerini, bilgilerini, deneyimlerini aktaran kalemin gücü oldukça etkili ve kalıcıdır. Kılıcın meydana getirdiği sonuç karşı taraftaki tek bir insanı etkiler, kalemin etkisi ise bütün topluma yayılır. Bunun için atalarımız “Kalem kılıçtan etkilidir.” sözünü söylemiştir.

 

Bilginin, düşüncenin ve sözün fiziksel güçten daha etkili olduğunu anlatmak ister bu atasözü. Bazen bir fikir ortaya koymak ve bu fikri yazmak, bir düşünceyi topluma yaymak ya da doğru bir sözü söylemek; savaşmaktan veya zor kullanmaktan daha büyük sonuçlar doğurabilir. Yani fikirlerin yazıya geçirilmesi daha kalıcı olur ve fikirler yazıya geçirilince ölmez ve daha çok yayılır ve daha çok insanı etkiler. Güç kullanılması gereken bir durum ortaya çıkmaz. Kılıç ise gücü ve savaşmayı temsil eder. Etkisi hızlıdır ama kalıcılığı azdır. Örneğin; Savaş esnasında bir komutan kılıçla sadece insanın canını alabilir, bir cepheyi ele geçirebilir ama bir bilim insanı  kalemle yazdığı eserler tüm dünyanın düşünce yapısını değiştirebilir. Örneğin; Kurtuluş Savaşı'nın büyük önderi Mustafa Kemal Atatürk Nutuk adlı eseri ile bir millete yön vermiştir, bir milletin yeniden kalkınması için fikirlerinden asla vazgeçmemiştir ve toplumun da bundan etkilenmesini sağlamıştır. Yani fikirleri yaşamaya ve yaşatılmaya devam etmektedir. Örneğin; Düşünce özgürlüğünden insanlar hapse girebilir ya da fiziksel cezalara maruz bırakılabilir ama o insanın yazdığı eserler birçok insanı etkileyebilir ve birçok insanı da hapse kimse tıkamaz. Yani düşünceler ölmez, kılıç eninde sonunda ölür ve etkisi de her daim az olur ve olacaktır da. 


Başka bir örnek ise bir asker bir kaleyi ele geçirebilir ama Mehmet Akif Ersoy bir büyük bir üstadın yazdığı İstiklal Marşı bir milletin kalbine kazınabilir ve bir milletin inancını doruk noktalara çıkarabilir. Din inancını, özgürlük ve bağımsızlık inanıcını vb. İşte tüm bunların kalemin yani yazının gücüdür. Onun için her daim kalem kılıçtan üstündür, değerlidir.

bb

Biri Bilmeyen Bini Hiç Bilmez Atasözü İle İlgili Kompozisyon

 

Biri Bilmeyen Bini Hiç Bilmez Atasözü İle İlgili Kompozisyon


İyiliğin küçüğü büyüğü olmaz. Kişi kendisine yapılan küçük bir iyiliğin değerini bilmiyor ve kendisine iyilik eden kişiye teşekkür duygusu beslemiyorsa bu kişi yapılan büyük iyiliklerin de değerini hiçbir zaman bilmeyecektir. Böyle insanlar nankör kimselerdir ve yapılan iyiliklerin hiçbirine layık değillerdir. Bunun için atalarımız “ Biri bilmeyen bini hiç bilmez.” sözünü söylemişlerdir. 


İnsanlara iyilik ederken, temiz kalbimizle onlara elimizden gelen her türlü fedakarlığı yaparken de dikkatli olmak gerekir. Çünkü kimi insanlar ne yaparsan yap içinde vefasızlık duygusu taşıyan , değer bilmeyen kimselerdir. Bu kişilere yaptığınız gönülden bir yardım o kişinin umrunda bile olmayabilir. Bundan dolayı öyle kimselere yapılan büyük fedakarlıklar onların umrunda olmaz ve sizin emeğinize, çabanıza değer vermezler. Nankör insanlar oldukları için arsızlıklarına, sizden almaya, sizi bir güzel kullanmaya devam ederler. 


Oysa gerçek anlamda vefalı insan küçük bir iyiliğin bile değerini bilir ve bunu asla unutmaz. İşte iyilik bilen insana, değer veren insana yapılmalıdır. Böyle insanlara yapılan emek de boşa gitmez, zaman da. Çünkü böyle insanlara insana, çabaya kıymet veren, kendini bilen olgun kimselerdir.

bb

İnsan Eşek Olunca Semer Vuran Çok Olur Atasözü İle İlgili Kompozisyon

 

İnsan Eşek Olunca Semer Vuran Çok Olur Atasözü İle İlgili Kompozisyon


Bir kimsenin kendi haklarını ve çıkarlarını  koruyamazsa, herkese boyun eğerse onu kullanan ve onun sırtından geçinmek isteyen pek çok kimse olur. Bunun için atalarımız İnsan eşek olursa semer vuran çok olur.” sözünü söylemiştir.

 

Hayatımızı yaşamaya devam ederken dürüst insan olmak, güvenilir ve samimi insan olmak, adaletli insan olmak çok güzel erdemlerdir ve olması gereken insani özelliklerdir. Bu erdemler güzeldir insanın kendi iyi niyetini, emeğini, zamanını uyanık insanlar için harcaması pek de iyi bir şey değildir. Çünkü aşırı iyi niyetli olmak, aşırı fedakar olmak  bunları hak etmeyen kişilere yapmak her zaman vefasızlığı doğuracaktır. Çünkü vefasız ve uyanık insanların iyi insanların, saf kimselerin temiz niyetini suistimal ederler ve böyle kimseleri kendi kafalarına göre yönlendirerek istediklerini bir güzel yaptırırlar. İşte  böyle kendini kullandıran kimselerden olmamak gerekir. Allah herkese akıl ve irade vermiştir. Önemli olan bu akıl ve irade yetkisini kişinin kendisinin amacına uygun bir şekilde kullanmaktır ve kendi menfaatlerini ön plana koyması gerektiğidir. Çünkü kişi kendi kul hakkına girmemeli, kendi hakkını kendi aramalı, kendi korumalıdır, başkalarının keyfi uygulamalarına izin vermemelidir. 


Örneğin; Sınıftaki arkadaşlarımıza çok sevmeliyiz, onlarla iyi iletişim kurmalıyız bu güzeldir ama sürekli onların dediğine boyun eğersek, sürekli onların istediği oyunları oynayıp kendi zevklerimizi ve tercihlerimizi bir kenara atarsak işte o zaman arkadaşlarımız bize her dediğini yaptırır ve biz de kendi aklını kullanamayan pasif ve ezik kimseler gibi görünürüz. Böyle olmamak için aklımızı kullanmalıyız, dimdik durmalıyız ve yeri geldiği zaman tavır koymasını da bilmeliyiz. Sırf onlar bize küsecek diye her dediklerine evet demek, hakkımızı aramamak da biz haksızlık olur. Onun için kendi hakkımızı her zaman kendimiz aramalıyız ve akıllı olmalıyız.

bb

Unutmak Ve Affetmek İyi İnsanların İntikamıdır

 

Unutmak Ve Affetmek İyi İnsanların İntikamıdır


İyi insanlar kin tutmazlar. Çünkü tutulan kin kalbi karartır ve kişide birçok rahatsızlığa neden olabilir. Kafaya taktığımız küçük olayları zihnimizde büyüttüğümüz zaman hasta oluruz ve canımız sıkılırız.  Oysa unutmak ve affetmek iyi insanların intikamı olmalıdır. Çünkü bize karşı yapılmış olan hatayı unuttuğumuz ve affettiğimiz aman yolumuza devam ederiz ve hayatı akışına bırakırız. 


Anın adını çıkarırız. İyi insanlar kötü niyetli olmayan insanlardır ama aptal ya da her yalana insana kimseler değildir. Aksine çok zeki, çevresine duyarlı ve hassas ve yapılı kişilerdir. İyi insanlar kendilerine yapılan kötülükleri unuttuğu zaman  ve affettiği zaman ona kötülük yapan kişi bu durumdan utanabilir ve pişman olabilir. Kendi sağlığımız için unutmayı ve affetmeyi tercih etmek en mantıklı olanıdır. Yoksa işin içinden çıkamayız ve en büyük zararı kendi beynimize, zihnimize, ruhumuza ve bedenimize vermiş oluruz.


 Ayrıca Affetmek ve unutmak, insanların birbirlerine karşı daha hoşgörülü olmalarını sağlar. İnsanların birbirlerine affetmeleri, onların birbirlerine karşı daha anlayışlı ve hoşgörülü olmalarını sağlar. Bu sayede, insanlar birbirlerine karşı daha iyi davranır ve birbirlerine daha fazla saygı gösterirler. Bu da aradaki kötü duyguları yok eder.

bb

10 Kasım’da Bir Başka Çarpar Yüreğimiz

 

10 Kasım’da Bir Başka Çarpar Yüreğimiz

 

Mustafa Kemal Atatürk bu ülkenin büyük kurucusu, önderi olan kimsedir. Kurtuluş Savaşında halkını da yanına alarak büyük bir özveri ile düşmanı yurttan atmayı bilmiş ve yaşamı boyunca vatanı ve milleti için çalışmıştır. Onun aramızdan ayrılarak ebediyete intikal etmesi milletinin fertlerini çok üzmüştür. Çünkü Mustafa Kemal gibi liderler yüzyılda bir gelir. Onun gibi bir lider asla unutulmayacak daima hatırlanacaktır. 


Her 10 Kasım sabahı saatler dokuzu beş geçtiği zaman içimizi bir hüzün kaplar. Akşam olup da televizyonları açtığımızda haberlerde görülen duygusal anlar hepimizi derinden etkiler. Sirenlerin çalması, yolda insanların saygı duruşunda bulunması, Mustafa Kemal’ine sahip çıkması insanı onurlandırır, gururlandırır. Çünkü biz Mustafa Kemal sevdalısı gençleriz. Onun bize emanetim dediği cumhuriyete sahip çıkıyoruz ve çıkmaya da devam edeceğiz. Kendisi her daim milletinin gelişmesi ve ilerlemesi için çalışmıştır. Hasta yatağında bile vatanı için düşünmeye, çözümler üretmeye devam etmiştir.


 "Benim naçiz vücudum elbet bir toprak olacak fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır." diyen Mustafa Kemal bize miras olarak bıraktığı cumhuriyete sahip çıkmamızı istemiştir. Biz de sahip çıkacağız ve ülkemizi her alanda geliştirmek için var gücümüzle çalışacağız. Sen yerinde rahat uyu Mustafa Kemal’im mavi gözlü yiğit insan!

bb

Atatürk’ün Türk Milleti İçin Yaptıklarını Yazınız

 

Atatürk’ün Türk Milleti İçin Yaptıklarını Yazınız


Mustafa Kemal Atatürk Türk Milleti için Kurtuluş Savaşı’nı başlattı ve Samsun’dan yakılan ateş bütün Anadolu’ya yayıldı. Bandırma Vapuru ile çıktığı yolda nice emekler verildi, halk Mustafa Kemal2in arkasında değil yanında oldu. Kadını ile erkeği ile bir bütün olan milletimiz bu vatan için ya şehit oldu ya gazi oldu.  Milletimiz önce bağımsızlığına kavuştu ve daha sonra Mustafa Kemal yeri geldikçe yenilikler yaptı ve toplumu buna hazır hale getirdi. 


Mustafa Kemal Cumhuriyeti kurdu ve halkın kendi kendisini yönetmesini sağladı. Kadınlara çeşitli haklar verildi, özgürlükler arttı, halk iradesi ön plana çıktı. Saltanatı kaldırdı, halifeliği kaldırdı, yeni Türk alfabesini kabul etti, eğitimde birliği sağladı, ekonomik bağımsızlığımız daha güçlenmesi ve için büyük özveri gösterdi. Laik hukuk sistemini kurdu, Türk dilini ve Türk tarihini geliştirdi, eğime büyük önem verdi, sağlık alanında büyük yatırımlar yaptı, milli kimliği güçlendirdi, yabancı devletleri ekonomik ayrıcalıklarını kaldırdı ve bağımsız bir ekonomi istedi. Kıyafet ve ölçü biriminde yenilikler yaptı. 


Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir dedi, barışçı bir dış politika izledi, kültür ve sanat alanında büyük yenilikler yaptı, hasta yatağında bile vatan sorunları ile ilgilendi, mala, mülke önem vermedi ve mille aşığı olarak yaşadı ve millet sevdalısı olarak da hayatını kaybetti.

bb

Türk Milletinin Azim ve Kararlığının Bu Sürece Nasıl Bir Etkisi Olmuştur?


 

Türk Milletinin Azim ve Kararlığının Bu Sürece Nasıl Bir Etkisi Olmuştur?


Milli mücadele döneminden TBMM’nin açılışına kadar geçen süreci düşününüz. Türk milletinin azim ve kararlığının bu sürece nasıl bir etkisi olmuştur?

 

Cevap: Milli Mücadele Dönemi’nden Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışına kadar geçen sürede  süreçte Anadolu halkı her zaman ordusunun yanında yer almış, kadınlar ve erkekler iman gücü ile vatan sevgisi sayesinde bu vatanı düşmana vermemişlerdir.

 

 Büyük yokluk çekilmiş, ordumuzun elinde teçhizat yokmuş, maddi ve manevi zorluklar yaşanmış ama yine milletimiz direnişe geçmiş, birlik, beraberlik ve dayanışma içinde Kurtuluş Savaşı’nı kazanmış ama çok sayıda kayıplarımız olmuş, canlarımız şehitlik mertebesine ulaşmıştır. Kurtuluş Savaşı'nın önderi olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün azmi, dik duruşu ve kararlılığı sayesinde Anadolu halkı onun izinden yoluna devam etmiş ve halk da onun gibi kararlılıkla düşmanı yurttan atmasını bilmiştir ve bağımsızlık mücadelesinden  asla pes etmemiştir.

 

Bu dönemde  halkımız bağımsızlığından ödün vermemiş, işgallere karşı direnişe geçmiş ve milis kuvvetler kurulmuş, birlik ve beraberlik içinde halk bir bütün olmayı başarmış  ve bunu da tüm dünyaya kanıtlayarak esir milletlere örnek olunmuştur.

bb

Kendinizi Hangi Mevsimde Daha Mutlu Hissediyorsunuz? Neden?

 

Kendinizi Hangi Mevsimde Daha Mutlu Hissediyorsunuz? Neden?


Her mevsimin kendine göre güzel yanları ve eksi yanları vardır ama her şey de zıttı ile anlam bulur. İlkbahar mevsimi, yaz mevsimi, sonbahar mevsimi, kış mevsimi. Bu mevsimlerin her birinin insanı büyüleyen yanları  vardır ama benim en çok sevdiğim mevsim sonbahar mevsimidir. Yaz mevsimine veda, kış mevsimine hazırlık yani  geçiş mevsimidir sonbahar. Sonbahar mevsiminde kendimi mutlu hissediyorum ama aynı zamanda hüzünlü de hissediyorum. Yani iki duyguyu aynı anda yaşıyorum. Mutluyum çünkü sonbaharda  mevsimi hem dinginlik, hem de içsel yolculuk mevsimidir.


 Doğa sarı, kırmızı ve turuncunun tonlarıyla çok farklı bir güzellik sunuyor. Yağmur sesi, bitki çayları ve kahve eşliğinde ya da sıcak bir tarhana çorbası eşliğinde bana harika bir tat ve duygu veriyor. Hüzünlüyüm çünkü güneşin etkisi azalacak ve bu etki azalmaya başlayınca ben de hüzünlenmeye  başlıyorum.  Tüm bunlarla birlikte bu mevsim bereket mevsimidir yani emeğin karşılığını alma mevsimidir. Hasat zamanı gelmiştir. Okulların açılması, iş yaşamının canlanması, insanın kendine yeni hedefler koyması, yeni hayaller kurmasının başlangıcıdır. Hafif serin akşamlar, sokaklardaki yaprak hışırtıları beni çok mutlu ve özel hissettiriyor. Hele bir de sevdiklerinizle birlikte olunca sonbahar daha da bir güzel oluyor. 


Geçmişe gidiyorum ve anılarım aklıma geliyor  ve hüzünleniyorum. Sanat, edebiyat ve ilham için  güçlü bir mevsim olduğunu düşünüyorum. Bunun için de kendimi daha çok sanata ve edebiyata vermeye başlıyorum ve bundan da mutlu oluyorum.

bb

Paylaşmanın Gücü

 

Paylaşmanın Gücü


“Ekmeği paylaşmak ekmekten daha lezzetlidir”. der büyük şair ve yazar Necip Fazıl Kısakürek. Çünkü paylaşmanın verdiği duygu ve mutluluk insanın zihninde büyük bir heyecan ve mutluluk yaratır. Çünkü paylaşmanın gücü insanı güçlü kılar, huzurlu eder ve kişi kendini daha rahatlamış hisseder. İnsan devamlı hep bana diyerek yaşamamalıdır. Böyle yaşadığı zaman bencillikten öteye gidemez ve mutlu da olamaz.

 

Bizler toplum olarak zor zamanlarımızda her daim birlik, beraberlik, dayanışma ve paylaşma içinde bir hayat yaşamışızdır. Kadim kültürümüzde de paylaşmak önemlidir. Zorda kalan, yolda kalana, düşmüşe, zulme uğramışa yardım etmek, düştüğü yerden tutup çıkarmak insana yakışır. Çünkü insan insanın yurdudur, insan insana iyi gelmelidir. Örneğin; sınıfa getirdiğimiz kuru yemişlerden birazını da arkadaşlarımızla paylaştığımız zaman daha mutlu oluyoruz. Çünkü onlarla yemek o kuruyemişi daha lezzetli kılar ve böylece arkadaşlarımızla bağlarımız da daha güçlü hale gelir ve birbirimizi daha çok severiz. 


Oysa hayatında hiç kuru yemiş olmayan birinin önünde o kuru yemişi yiyip bencilce sadece kendi nefsini düşünmeye devam etmek diğer kişinin size kırılmasına neden olacak ve onun da yeme isteği kursağında kalacaktır. İşte bunların olmaması için lütfen paylaşalım ve arkadaşlarımıza da kendi yediklerimizden verelim ki daha iyi bir insan, daha örnek bir insan olalım.

bb

Aile Sevgisi Konulu Kompozisyon

 

Aile Sevgisi Konulu Kompozisyon


Aile sevgisini sevgilerin en temeli ve en güzel olanıdır. Çünkü sizi dünyaya getiren  ebeveynlerin size karşı davranışları, sizi güvende hissettirmesi, aitlik duygusunu hissetmeniz ve koşulsuz sevilmeniz dünyanın en büyük güzelliklerinden ve en büyük hazinelerinden biridir. Çünkü aile sevgisi  sarıp sarmalar, yaranız varsa o yarayı iyileştirir. Onların sevgisi ile güç kazanır onların sevgisi ile hayatımıza yön veririz. 


Çünkü aile demek yaşamanın anlamı, yaşamamızın sebebi demektir. Onlar olmadan biz mutlu olamayız biz olmadan da onlar mutlu olamaz. Onun için yaşarken ailemizin kıymetini bilmeliyiz ve onların sevgisine ve saygısına layık birer fertler olmalıyız. Küçük yaşlarda aile sevgisini almayan bir birey ileriki yaşlarında ne kadar mal varlığına sahip olursa olsun hep bir yanı ne yazık ki yoksun kalıyor. Çünkü anne ve baba sevgisi çocukların yaşamalarının ilk yıllarında çok ama çok önemlidir. 


Aileden sevgi görmeyen çocuk bunu dışarıda aramaya başlıyor ve bunun sonucunda da istenmeyen olaylar geliyor başına. İşte bunların olmaması için anne ve baba çocuklarına önce sevgiyi hissettirmeli ve çocuğun kendini güvende hissetmesini sağlamalılardır. Bunlar olunca geriye kalan her türlü zorluk da birlikte aşılır. Yeter ki aile sevgisinin temeli çok sağlam olsun.

bb

Boş Zamanlarımızı Nasıl Değerlendirebiliriz?

 

Boş Zamanlarımızı Nasıl Değerlendirebiliriz?


Boş zamanlarımızı kendimize yeni hobiler edinerek değerlendirebiliriz. Mesela bir futbol kulübüne giderek orada futbol oynama yeteneğimizi geliştirebiliriz. Bir pasta kursuna giderek değişik türde pastalar yapabiliriz. Dikiş nakış kursuna giderek el becerilerimizi geliştirebiliriz. Kitap okuma kültürü kazanmak için ilgimizi çeken ve bize faydası olacak olan değişik türde ve sayıda kitaplar alarak kitap canavarına dönüşerek ve genel kültürümüzü bu sayede daha iyi hale getirebiliriz. 


Günlük tutabiliriz,  Sağlığımızın daha iyi olması için düzenli egzersizler yapabiliriz, yürüyüşlere çıkabiliriz, ev işlerinde ailemize yardım edebiliriz. Sevdiklerimize vakit ayırabiliriz. Gönüllü  çalışmalar yapabiliriz. Örneğin; Kızılay’da eğitim alarak Kızılay gönüllü olabiliriz ve insanları belli konular hakkında bilgilendirebiliriz ve insanlara faydalı olabiliriz. Belgesel ya da film izlenebilir, fotoğraf çekilebilir ve daha çok sayıda hobiler edinebiliriz. 


Yeni bir dil öğrenebiliriz, ekranda daha az kalıp daha çok kendimizi geliştirebilecek etkinliklere yönelebiliriz. Kendimize kısa vadeli ve uzun vadeli hedefler koyabiliriz ve o hedefleri gerçekleştirmek için var gücümüzle çalışabiliriz. Kendimize inanmalıyız, güvenmeliyiz, istikrarlı olmalıyız ve boş zamanlarımızı kaliteli bir şekilde geçirerek kendi hayatımıza olumlu yönde katkı sağlamalıyız.

bb

İnsanların Gönlünü Fethetmek İçin En Kestirme Yol Sevgidir Konulu Kompozisyon

 

İnsanların Gönlünü Fethetmek İçin En Kestirme Yol Sevgidir Konulu Kompozisyon

 

İnsanların gönlünü fethetmek için en kestirme yol sevgidir çünkü sevginin olduğu yerde ait olma hissi vardır, sıcaklık vardır, samimiyet vardır, güler yüz vardır. Sevgi olduğu zaman insanlar arasındaki iletişim de daha güzel olur. Gerçekten seversek seviliriz. Çünkü insanlar gerçek samimiyet ile yapay samimiyetin ne olduğunun hemen farkına varırlar. Sevmek çok bir şey değildir. Yeter ki içtenlikle sevelim, ön yargılı olmayalım. Bazen tatlı bir söz, bazen bir hediye, bazen de bir dokunuştur sevgi.

 

Gönül almak için, bir kalpte yer edinebilmek için kibar olmak gerekir, sevgi dolu olmak gerekir. Çünkü sevgi  en katı insanın bile gönlünü yumuşatabilir ve o kişiyi daha içten, daha sıcak hale getirebilir. Atalarımız tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır diye boşa dememiş. Tatlı dilin, sevginin olduğu yerde paylaşma olur, birlik, beraberlik e dayanışma olur, empati kurma becerisi olur. Yunus Emre “Gelin danış olalım, işi kolay kılalım, sevelim, sevilelim , bu dünya kimseye kalmaz diyerek sevmenin önemini, barış içinde, mutluluk içinde yaşamanın önemini, bu dünyanın  geçici olduğunu onun için insan sevgisini yüreğimize ekmek gerektiğini anlatmıştır.

 

Çünkü sevgi insanları bir araya getirir, olumsuzlukları, nefretleri ortadan kaldırır ve hoşgörüyü daim eyler. Gönül almak için sevgi olmalıdır, sevgi hissettirilmelidir.

bb