Hayata Dön
Kitabı İle İlgili Klasik Sorular Ve Cevapları
1.
Dr. Gülseren Budayıcıoğlu, Madalyon Klinik'i hangi yıl ve hangi amaçla
kurmuştur?
Cevap: Madalyon Klinik, 2005 yılında Türkiye'nin ilk psikiyatri merkezi olarak
Dr. Gülseren Budayıcıoğlu tarafından kurulmuştur.
2.Dr. Gülseren Budayıcıoğlu'nun
öğrencilik yıllarındaki mesleki deneyimleri nelerdir?
Cevap: Öğrenciliği boyunca TRT televizyonlarında spiker ve sunucu olarak
çalışmıştır.
3. Yazar, psikiyatriye gelen
insanların genel özelliklerini nasıl tanımlamaktadır?
Cevap: Yazar, psikiyatriye gelen insanların zeka seviyelerinin, yeteneklerinin
ve iç dünyalarının zenginliğinin toplum ortalamasının üzerinde olduğunu
belirtir. Ayrıca onların "danışan" yerine "hasta" olarak
adlandırılmasını tercih eder.
4.
Ala'nın doktorla ilk karşılaşmasında fiziksel görünümü ve davranışları
nasıl tasvir edilmiştir?
Cevap: Ala, ilk karşılaşmada kumral, dağınık saçlı, esmer, sivilceli yüzlü, gür
kaşlı, dar alınlı, elleri kıllı, koyu renk giysiler giyen, kendine özen
göstermemiş, alkollü ve korkulu gözlerle bakarken tasvir edilmiştir. Ayrıca
galoşları çıkarıp halıyı kirletmiş ve doktoru kızdırmak için zıplamıştır.
5.
Ala, Madalyon Klinik'e gelmeden önceki doktorlara karşı nasıl bir tutum
sergilemiştir ve bunun nedeni nedir?
Cevap: Ala, Madalyon Klinik'e gelmeden önceki doktorlara da benzer şekilde
"olay çıkarmak" amacıyla gitmiş, değerli eşyalarını kırmış, her yeri
kirletmiş ve onları kızdırmış. Bunun nedeni, doktorların onu sevmediklerini ve
kendisini kandırdıklarını düşünmesidir.
6. Dr. Budayıcıoğlu, Ala'nın annesini ve babasını
nasıl tanımlamaktadır?
Cevap: Ala'nın annesi Süreyya, gösterişli ve dünya güzeli bir kadın olarak
tanımlanırken, babası yakışıklı, gösterişli, kumarbaz, alkolik ve kavgacı
biridir.
7. Ala'nın çocukluk döneminde evdeki konumunu ve
ailesiyle olan ilişkilerini nasıl özetlersiniz?
Cevap: Ala, çocukluğunda kalabalık bir evde yaşıyor olmasına rağmen annesi
tarafından sevilmemiş, korunmamış ve ilgi görmemiştir. Evde değersiz görülmüş,
hizmetçiler dahil herkes tarafından azarlanabilmiş, hatta başkalarının yaptığı
yaramazlıklar bile onun üzerine atılmıştır. Babası hapiste olduğu için babasız
büyümüş, annesi tarafından fiziksel şiddete maruz kalmış ve evde bir köşe bucak
saklanmak zorunda kalmıştır. Kısacası, sevgisiz, sahipsiz ve sürekli aşağılanan
bir çocukluk geçirmiştir.
8. Ala'nın annesi Süreyya'nın hayatındaki trajik
olaylar ve bunun Ala üzerindeki etkileri nelerdir?
Cevap: Ala'nın annesi Süreyya, Esma Sultan'la yaşadığı kavga sırasında onun
ölümüne neden olmaktan dolayı hapse girmiş ve sonrasında ruh sağlığı
bozulmuştur. Bu durum, Ala'nın annesi tarafından sürekli suçlanmasına, şiddet
görmesine ve annesinin kendisini öldürmek istemesine yol açarak Ala'nın
çocukluk travmasını derinleştirmiştir.
9.Dr. Budayıcıoğlu'nun hastalarına
terapi sırasında anlattığı tarihi ve kültürel hikayelerin temel amacı nedir?
Cevap: Dr. Budayıcıoğlu, hastalarına tarihi ve kültürel hikayeler anlatarak
onların dikkatini çekmeyi, konuşmaları canlandırmayı, kendi sorunlarını bu
hikayeler üzerinden yorumlamalarını sağlamayı ve dolaylı yoldan kendileriyle
ilişki kurmalarına yardımcı olmayı amaçlar. Bu hikayeler ayrıca hastaların
kendi acılarını unutmalarına ve farklı bir bakış açısı geliştirmelerine olanak
tanır.
10. Ala'nın annesi Esma Sultan'a karşı nasıl bir
tutum sergilemiştir ve bu durum onun diğer ilişkilerini nasıl etkilemiştir?
Cevap: Ala'nın annesi Süreyya, Esma Sultan'ın kendisine uyguladığı baskıya ve
aşağılamaya rağmen ona karşı pasif, boyun eğen ve hizmetçi gibi bir tutum
sergilemiştir. Kendini ona kabul ettirmeye çalışmıştır. Bu durum, Ala'nın kendi
benliğini annesiyle özdeşleştirerek otoriteye boyun eğme ve aşağılanmayı
kabullenme eğilimi geliştirmesine neden olmuştur.
11.
Dr. Budayıcıoğlu, hastası Aslan Sakoğlu'nun öfkesini ve davranışlarını
nasıl yorumlamıştır?
Cevap: Dr. Budayıcıoğlu, Aslan Sakoğlu'nun öfkesinin ve "lav silahı",
"Hitler gibi adam" benzetmelerinin ardında çocukluğunda yaşadığı
korkuların, kırılmaktan, incinmekten, reddedilmekten ve adam yerine
konulmamaktan duyduğu korkunun yattığını belirtmiştir. Ona göre korkan insanlar
ne yapacağı belli olmayan kişilerdir ve bu öfke aslında bir savunma
mekanizmasıdır.
12.
İclal Hanım'ın "Paranoid Durum" tanısı almasına yol açan
belirtiler ve rüyaları nasıl açıklanmıştır?
Cevap: İclal Hanım'ın hastalığı, dini toplantılara katıldıktan sonra ortaya
çıkan büyüklük sanrıları, rüyalarında Peygamber efendisini görmesi,
kulaklarında sesler işitmesi, kendisini "başka alemde önemli biri"
olarak görmesi ve saatlerce namaz kılması gibi belirtilerle açıklanmıştır.
Hastalığı sinsi seyretmiş, öncesinde içe dönük ve kuşkucu bir yapısı varmış.
13. Dr. Budayıcıoğlu, eşi Aydın'ın
ölümcül hastalığını ve Emre'nin ani kaybını nasıl deneyimlemiştir? Bu kayıplar
onu nasıl etkilemiştir?
Cevap: Yazar, eşi Aydın'ın ölümcül hastalığını ve Emre'nin ani kaybını büyük
bir isyan, acı ve öfkeyle deneyimlemiştir. Özellikle Aydın'ı kaybetmekten çok
korkmuş, Emre'nin ölüm haberini ise "kapkara, koyu bir korku" olarak
nitelemiştir. Bu kayıpların ardından işine sığınarak acısını hafifletmeye
çalışmıştır.
14. Sündüs Hanım'ın doktoru ziyaret
etme nedeni ve oğluyla ilgili yaşadığı sorun nedir?
Cevap: Sündüs Hanım, çok uzaklardan gelerek doktoru ziyaret etmiş çünkü oğlunun
"gay" olduğunu itiraf etmesi üzerine oğlunun intihar girişiminde
bulunmasıyla şaşkınlık ve çaresizlik yaşamışlardır. Bu durumun bir çaresi olup
olmadığını öğrenmek istemektedir.
15.
Dr. Budayıcıoğlu, Sündüs Hanım'ın oğluyla ilgili durum için nasıl bir
yaklaşım benimsemiştir ve ona neler tavsiye etmiştir?
Cevap: Dr. Budayıcıoğlu, Sündüs Hanım'ın sorununu kendi sorunu gibi ele almış,
güvenini sağlamıştır. Oğlunun durumunun belki de bir hastalık olmadığını,
kabullenilmesi gereken bir gerçek olduğunu anlatmaya çalışmıştır. Ailesinin onu
yalnız bırakmaması, suçlamaması ve onu psikologlara yönlendirerek destek
almaları gerektiğini tavsiye etmiştir.
16.
Dr. Budayıcıoğlu'nun hastası Mehmet'in şizofreni tanısı almasına rağmen
iyileşmesindeki en önemli etkenler neler olmuştur?
Cevap: Mehmet'in iyileşmesindeki en önemli etken, Dr. Budayıcıoğlu'nun onu
"çok sevmesi, çok iyi anlaması ve hissetmesi" olmuştur. Yazar,
Mehmet'i "Nev-i şahsına münhasır" özel bir yere koymuş, ilaçlarını
düzenli kullanmasını sağlamış ve ona güven vermiştir.
17. Ala'nın terapideki dönüşümünde Seliyha'nın
rolü ve Ala'nın dış görünüşündeki belirgin değişiklikler nelerdir?
Cevap: Seliyha, Ala'nın ilk arkadaşı olmuş ve onunla yakın bir ilişki
kurmuştur. Ala'nın kuaföre gitmesine, yeni kıyafetler almasına, güzellik
enstitüsüne gitmesine, burnundan ameliyat olmasına, mankenlik, diksiyon ve dil
kurslarına başlamasına yardımcı olmuştur. Bu sayede Ala, "manken
gibi" olmuş, saçları kesilip rengi değişmiş, kaşları incelmiş, burnu
düzeltilmiş, dişleri beyazlamış, kilo almış ve parfüm kullanmaya başlamıştır.
18.
Ala'nın çocukluğunda annesi Süreyya'nın Ala'yı dövme ve ona kötü
davranma nedenleri neler olarak açıklanmıştır?
Cevap: Annesi Süreyya, Esma Sultan'ın ölümüne neden olmaktan dolayı hapse
girmesinden sonra ruh sağlığı bozulmuş ve Ala'yı tüm bu felaketlerin tek nedeni
olarak görmüştür. Ala'yı doğuracağıma taş doğursaydım, iblissin, şeytansın
diyerek beddua etmiş ve onu öldüresiye dövmüştür. Annesi, babasının hapiste
olduğu dönemde Ala'nın babasının başka bir adamdan olduğunu düşünen dedikodular
yüzünden de Ala'ya karşı düşmanlık beslemiştir.
19.
Ala, terapi sürecinde annesi Süreyya'nın hapse girmesi ve babasının
ölümüyle ilgili olayları nasıl anlatmıştır?
Cevap: Ala, annesinin Esma Sultan'ın ölümüyle ilgili hapse girdiğini ve kendisinin
annesini parmağıyla işaret etmesiyle suçlandığını anlatmıştır. Babasının ise
annesi hapisteyken Ankara'da ev tuttuğunu, annesi tahliye olunca buraya
taşındıklarını belirtmiştir. Babasının daha sonra alkol bağımlılığı nedeniyle
yalnızlık içinde öldüğünü, Ala'nın ise hiçbir şey hissedemeden polise haber
verdiğini aktarmıştır.
20.
Ala, kendisinin "güçlü" olmayı neden "mutlu"
olmaktan daha çok istediğini nasıl ifade etmektedir?
Cevap: Ala, güçlü olmayı mutlu olmaktan daha çok istediğini, çünkü güçlü olunca
kimsenin ona zarar veremeyeceğine inanmaktadır. Zayıflığın ihanete ve
aşağılanmaya yol açtığını, kendisinin de bu zayıflık yüzünden pek çok kötü
deneyim yaşadığını belirtir. Güçlendikten sonra mutluluğun kendiliğinden
geleceğini düşünür.
21. Freud'un bilinçdışı teorisi
(İD, SÜPEREGO, EGO) Ala'ya nasıl açıklanmıştır ve bu açıklama Ala için neden
önemlidir?
Cevap: Freud'un bilinçdışı teorisi, İD'in arzuların toplandığı şımarık çocuk
gibi bir bölüm, SÜPEREGO'nun yasaklayıcı, cezalandırıcı vicdan, EGO'nun ise bu
ikisi arasında denge kurmaya çalışan "yarım" benlik olduğu şeklinde
açıklanmıştır. Bu açıklama, Ala'nın içindeki çatışmaları ve "yarım"
hissetme durumunu anlamasına yardımcı olmuş, kendisinin bu durumda yalnız
olmadığını fark etmesini sağlamıştır.
22. Ala, terapi sürecinde Doktor
Budayıcıoğlu'nu başlangıçta hangi otorite figürlerine benzetmiş ve bu
benzetmenin terapiye etkisi nasıl olmuştur?
Cevap: Ala, başlangıçta Doktor Budayıcıoğlu'nu Esma Sultan'a benzetmiş, onu
sert ve acımasız bulmuştur. Ancak bu benzetme, Ala'nın diğer doktorlardan
farklı olarak yazarın kendisini reddetmemesi ve açık sözlülüğü sayesinde ona
güven duymaya başlamasını sağlamıştır. Bu, Ala'nın otorite figürleriyle olan
sorunlarını terapi içinde çözmeye başlaması için bir başlangıç noktası
olmuştur.
23.
Dr. Budayıcıoğlu, Ala'nın annesinin elbisesini giymesini ve eski
hayatının kokusunu içine çekmesini nasıl yorumlamıştır?
Cevap: Yazar, Ala'nın annesinin elbiselerini giymesini, geçmişte annesinin
düşman kokusu olarak algıladığı kokuyu içine çekmesini, yalnızlıktan ölesiye
korktuğu için düşman da olsa annesiyle özdeşleşerek varlığını inkâr etmemeye
çalışması olarak yorumlamıştır. Bu durum, Ala'nın annesinin kaderini üstlenerek
yalnızlıkla başa çıkma çabası olarak görülmüştür.
24.
Dr. Budayıcıoğlu, Ala'nın işaret parmağındaki sürekli morluk ve yara
izlerinin sembolik anlamını nasıl açıklamıştır?
Cevap: Yazar, Ala'nın işaret parmağındaki sürekli morluk ve yara izlerini,
annesinin ölümüne neden olan banyo olayında annesini işaret etmesiyle
ilişkilendirmiştir. Bu parmak, Ala için annesini suçlayan ve bu nedenle kendi
öfkesini kendine yönelterek cezalandırdığı "lanetli parmak" haline
gelmiştir. Ala'nın bu parmağa fiziksel zarar vermesi, içsel suçluluk duygusunun
bir yansımasıdır.
25. Ala, terapi sürecinin sonunda
kendisi ve geleceği hakkında hangi önemli farkındalıklara ulaşmıştır?
Cevap: Ala, terapi sürecinin sonunda "iyi ve güçlü" olabilmeyi
istediğini, içindeki öfkeyle başa çıkması gerektiğini, annesinin sesinin (iç
sesinin) kendisini kandırmaya çalıştığını ve kendi kaderini değiştirebileceğini
fark etmiştir. Ayrıca, dünyadan artık kendisinin korkmak yerine dünyanın ondan
korkması gerektiğini ifade ederek kendine olan güveninin arttığını
göstermiştir.
0 comments:
Yorum Gönder
YORUMLARINIZI YORUMLAMA BİÇİMİNİ "ANONİM" SEÇEREK İSİM, MAİL ADRESİ VB. YAZMAK İLE UĞRAŞMADAN KOLAYCA YAYINLAYABİLİRSİNİZ. KÜÇÜK BİR TEŞEKKÜRÜN BİLE BİZİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ VE DEĞERLİ OLDUĞUNU UNUTMAYIN...